Ekonomi

Çin’in düşük faizli kredileri Türk ayakkabı ihracatını baskılıyor; sektör için kırılma noktası mı?

Kısaca

Çin’in düşük faizli kredisi, Türk ayakkabı ihracatını baskılıyor; 184 milyon çift ihracat kaydı dikkat çekiyor. Türkiye dünya üretim sıralamasında 6’ncılıktan 10’unculuğa geriledi; dünya payı 1,6’a indi. İthalatçıların Çin ile finansman avantajı nedeniyle Türk üreticilerinin rekabet gücü azalıyor; piyasa izlenecek noktalar arasında.

Ana mesele

Çin’in düşük faizde kredi imkanı sunması, Türk ayakkabı üreticilerinin maliyetleri üzerinde baskı kuruyor.

Ne değişti?

İhracat kayıplarıyla birlikte Çin finansmanın da etkisi belirginleşti.

Beni nasıl etkiler?

Türkiye’nin ihracat ve istihdam dinamiklerinde baskı ve rekabet açısından dikkat edilmesi gereken gelişmeler var.

Ne oldu?

Çin’in alıcıya yüzde 1 gibi düşük maliyetli kredi sunması, Türk üreticilerin maliyet artışlarıyla birleşti.

Neden şimdi?

2022’den beri artan üretim maliyetleri ve finansman zorlukları sürüyor; Çin bu avantajı artırdı.

Neden önemli?

İhracat pazarlardan pay kaybı, istihdam ve üretim üzerinde etkili olabilir.

Kimler etkileniyor?

  • Türk ayakkabı üreticileri
  • İhracat firmaları
  • İş gücü istihdamı (kayba işaret ediyor)
  • Ticaret politikalarını izleyen karar vericiler

Sektör ve piyasa etkisi

İhracat hacmi küçülebilir; maliyet baskısı ve rekabet avantajı nedeniyle pazar payı değişebilir

Riskler

  • İhracatın daha da düşmesi
  • Üretim maliyetlerinin yükselmesi
  • İstihdam etkileri

Takip edilmesi gerekenler

  • Çin mali güçlendirme politikalarının devamı
  • Yerel maliyet baskısı ve finansman koşulları
  • Türkiye’nin finansman maliyetleriyle karşılaştırmalar
  • Alternatif pazarlar ve maliyet düşürücü önlemler

Haberin tamamı

<p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>

<p>Türk ayakkabı sektörü, ihracat pazarlarında artan maliyetlerin yanı sıra Çin’in alıcılara sunduğu düşük faizli finansmanın baskısıyla karşı karşıya. Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, Çin’in kendi ürünlerini satın alan yurt dışındaki firmalara kredi sağlayarak rekabeti fiyatın ötesine taşıdığını söyledi. Türk üreticilerin maliyet artışlarıyla mücadele ettiği ve yüzde 50-55 gibi bir maliyet ile borçlandığı bir dönemde, alıcıların uygun fiyat ve yüzde 1 gibi maliyetli finansman imkanını bir arada sunan Çin’e yöneldiğini belirten İçten, bu durumun ihracattaki gerilemenin önemli etkenlerinden biri olduğunu ifade etti.</p>

<h2>Dünya sıralamasında 6'dan 10'a düştük </h2>

<p>Bilindiği üzere Türkiye ayakkabı sektörü, 2022 yılından bu yana yüksek üretim maliyetlerinin yanı sıra yine uzun süredir devam eden finansman maliyetleri nedeni ile zorlu bir dönemden geçiyor. Aradan geçen 3 yılda bu nedenle istihdamda 150 bin kişilik kayıp yaşanırken binlerce üretim tesisi de kapısına kilit vurdu. Türkiye'nin ayakkabı üretimi 2025'te yaklaşık yüzde 14 azalarak 391 milyon çifte inerken, dünya üretimindeki payı yüzde 1,6'ya geriledi. İhraç edilen ayakkabı miktarı 184 milyon çifte düştü, Türkiye dünya ihracat sıralamasında 6'ncılıktan 10'unculuğa indi. Tüm bunların sebebi sadece Türkiye’nin özgü şartlarından kaynaklanmadı; ayakkabı üretim ve ihracatında agrasif bir politika izleyen Çin gibi ülkelerin uygulamaları yer aldı. TASD Başkanı Berke İçten, bu dönemde Çin’in sadece düşük üretim maliyetleri ile değil, uyguladığı düşük faizli kredi ile de rakiplerinden pay kaptığını anlattı. İçten,“Çin, bizim çalıştığımız pazarlardaki alıcılara ‘Yeter ki Çin’den mal al, Yuan ile ödeme yap, sana yüzde 1 faizle kredi vereyim’ diyor. Biz yüzde 50-55 maliyetle borçlanırken alıcıya hem uygun fiyat hem de düşük maliyetli finansman sunuluyor” dedi. İçten, ihracat pazarlarındaki kayıplarda Türkiye’de yükselen üretim maliyetlerinin yanı sıra Çin’in satın almayı kolaylaştıran bu yaklaşımının da önemli bir etken olduğunu söyledi.</p>

<h2>Rekabet artık sadece fiyatla değil</h2>

<p>İçten’in verdiği bilgiye göre Çin’in bu politikası özellikle Orta Asya, Arap ülkeleri ve Afrika’da öne çıkarken, Doğu Avrupa’da da benzer uygulamalarla karşılaşılıyor. Afrika’da kurulan depolarla ürünün alıcıya yakınlaştırıldığını belirten İçten, rekabetin yalnızca fabrikadan çıkan ayakkabının fiyatıyla sınırlı kalmadığını, finansman ve teslimat olanaklarının da satın alma kararını etkilediğini anlattı. Çin’den ürün alımının yuan ile yapılmasının teşvik edildiğini kaydeden İçten, bu yaklaşımın Çin para biriminin uluslararası ticarette kullanımını da desteklediğini ifade etti. Böylece Türk üreticiler, kendi maliyetlerindeki artışın yanında müşterilerine sunulan finansman avantajıyla da rekabet etmek zorunda kalıyor. İçten, Çin’in uygulamalarının müşteri kayıpları üzerindeki etkisini tek başına sayısallaştırmanın mümkün olmadığını, ancak fiyat ve satın alma kolaylığının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Avrupa’da da işletmelerin krediye erişiminin her zaman kolay olmadığına dikkat çeken İçten, uygun fiyatlı ürüne düşük faizli finansmanın eklenmesinin alıcı açısından güçlü bir tercih nedeni oluşturduğunu belirtti. Bu rekabet, Türkiye’ye gelen siparişlerin niteliğini de değiştiriyor. İçten, yüksek adetli alımların giderek Çin ve diğer Uzakdoğu üreticilerine yöneldiğini, Türkiye’nin ise daha küçük siparişler ve hızlı teslimat gerektiren işlerde öne çıkmaya çalıştığını anlattı. “Kimse gelip ‘Senden beş konteyner mal alacağım, bana fiyat ver’ demiyor. Beş konteyner mal alacak olan Çin’e, Uzakdoğu’ya gidiyor. Bize bir modelden 50 çift, diğerinden 30 çift, bir başkasından 40 çift sipariş geliyor” diyen İçten, bu talebin ağırlıklı olarak yüksek katma değerli ürünlerde oluştuğunu söyledi.</p>

<h2><span style="color: #e03e2d;">TÜRKİYE’DEN ALIMI BIRAKAN GRUPLAR VAR</span></h2>

<p>Büyük alım gruplarının Türkiye’deki tedarik faaliyetlerinde de gerilemeye yol açtı. Inditex ve Tamaris grubu Türkiye’den alımlarını sonlandıran gruplar arasında yer alırken Deichmann da alımını oldukça düşüren gruplar arasında yer aldı. İçten bu kararları tek başına Çin’in kredi politikasına bağlamadı. Üretim maliyetleri, fiyat rekabeti ve satın alma koşullarının birlikte etkili olduğunu vurguladı. “Çift başına 40, 50, 60 dolarlık ayakkabılar satarak en azından pazarı tutabilir miyiz diye çalışıyoruz” diyen İçten, AYMOD fuarının daha butik bir yapıya kavuşmasının arkasında bu arayışın bulunduğunu ifade etti. Ancak İçten, fuar özelindeki bu yönelimin sektörün tamamı için uygulanabilecek bir çözüm olmadığının altını çizdi. Deri ayakkabının toplam üretimde adet bazındaki payının yaklaşık yüzde 15 olduğunu, üretimin yaklaşık yüzde 80’inin ise orta ve düşük segmentteki ürünlerden oluştuğunu belirtti. Daralma, bazı işletmeleri üretimi küçültmeye, bazılarını ise üretimden ticarete yönelmeye itiyor. İçten, kendi markası ve satış ağı bulunan firmaların Çin’den ya da başka ülkelerden ürün getirerek pazardaki varlığını sürdürmenin yollarını araştırdığını söyledi. Üretime ara veren işletmelerin bir kısmının makinelerini beklemeye aldığını, bir kısmının ise satılması için makinecilere teslim ettiğini belirten İçten, atıl kalan ekipmanın da beklenen değeri bulamadığını ifade etti. Çin’de üretilen yeni makinelerin fiyatlarının, Türkiye’deki bazı ikinci el makinelerden daha uygun olmasının bu kaybı derinleştirdiğini anlattı.</p>

Kaynaklar

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi değildir.

Çin’in düşük faizli kredileri Türk ayakkabı ihracatını baskılıyor; sektör için kırılma noktası mı? · Mercek akışına dön