Ekonomi
Eylül enflasyonu geriledi ama hayat pahalılığı hâlâ yüksek seviyede kalmaya devam ediyor
Kısaca
Enflasyon verisi: aylık 1,84, yıllık 29,73 artış kaydedildi; yıllık bazda düşüş yaşanmasına rağmen seviye yüksek. Gıda grubu aylık 0,20 düşerken yıllık artış 27,62 oldu; gıda enflasyonunun genel enflasyona katkısı 6,73 puan olarak kaydedildi. Vatandaşın günlük yaşam maliyeti yüksek kalmaya devam ediyor; enflasyonla mücadele yalnızca yıllık oranla sınırlı kalmamalı; satın alma gücü yakından izlenmeli.
Ana mesele
Eylül enflasyonu geriledi ancak hayat pahalılığı sürüyor
Ne değişti?
Enflasyon hızı yavaşlasa da fiyat seviyesi yüksek kalıyor
Beni nasıl etkiler?
Okuyucuların bütçelerini sıkılaştıran bir tablo ortaya çıkıyor
Ne oldu?
TÜFE aylık 1,84 ve yıllık 29,73 artış kaydetti; yılbaşından bu yana artış 24,32 olarak geldi.
Neden şimdi?
Gıda enflasyonundaki yükseliş baskısı sürüyor; enerji ve lojistik maliyetleri etkili olmaya devam ediyor.
Neden önemli?
Hanehalkı bütçesi üzerinde doğrudan etkisi var; yaşam maliyeti baskısı devam ediyor.
Kimler etkileniyor?
- Gıda fiyatı artışıyla en çok dar gelirli haneler
- Tüketici ve perakende sektörü
- Kamu bütçesi etkilenebilir
Sektör ve piyasa etkisi
Geniş çapta perakende ve üretici envanter yönetimi etkilenebilir; tüketici güveni baskı altında kalabilir.
Riskler
- Gıda maliyetlerinin sürdürülebilir artışı
- Enerji ve nakliye maliyetlerinin yükselişi
- Yapısal gelir eşitsizliği etkisi
Takip edilmesi gerekenler
- Gıda fiyat seyri
- Enerji maliyetlerindeki değişim
- Enflasyonun yıllık seviyelerde yönü
- Hanehalkı gelir-gider dengesi
Haberin tamamı
<p><strong>Bir ürünün fiyatının geçen yıl yüzde 40, bu yıl yüzde 30 artması fiyatın ucuzladığı anlamına gelmez. Sadece fiyat artışının hızı düşmüş olur. Bu nedenle enflasyonla mücadelede yalnızca yıllık orana değil, toplumun satın alma gücüne de bakmak gerekir.</strong></p>
<p>Eylül 2026 enflasyon rakamları açıklandı. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 1,84, yıllık bazda ise yüzde 29,73 arttı. On iki aylık ortalamalara göre artış yüzde 31,49 olurken, yılbaşından bu yana tüketici fiyatlarındaki yükseliş yüzde 24,32’ye ulaştı.</p>
<p>İlk bakışta yüzde 30’un altına gerileyen yıllık enflasyon önemli bir eşik olarak görülebilir. Nitekim geçen yılın aynı ayında yıllık TÜFE yüzde 33,29 seviyesindeydi. Dolayısıyla yıllık enflasyonda belirgin bir gerileme var. Ancak burada önemli olan yalnızca rakamın düşmesi değil, vatandaşın bu düşüşü günlük hayatında ne kadar hissettiğidir.</p>
<p>Benim açımdan eylül enflasyonunun en önemli mesajı şudur: <strong>Enflasyonun hızı yavaşlıyor ancak fiyatların seviyesi yüksek kalmaya devam ediyor.</strong></p>
<p>Bu ikisini birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>
<p>Bir ürünün fiyatının geçen yıl yüzde 40, bu yıl yüzde 30 artması fiyatın ucuzladığı anlamına gelmez. Sadece fiyat artışının hızı düşmüş olur. Vatandaşın markette, pazarda, kirada, faturada veya ulaşımda karşılaştığı fiyat seviyesi ise yüksek olmaya devam eder. Bu nedenle enflasyonla mücadelede yalnızca yıllık orana değil, toplumun satın alma gücüne de bakmak gerekir.</p>
<p>Eylül ayında dikkat çeken başlıklardan biri gıda fiyatlarında yaşanan gelişme oldu. Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda aylık yüzde 0,20’lik düşüş gerçekleşti. Yıllık artış ise yüzde 27,62 oldu. Gıdanın genel enflasyona yıllık katkısı 6,73 puan olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu gelişme son derece önemli. Çünkü Türkiye’de dar ve sabit gelirli vatandaş açısından enflasyon denildiğinde akla ilk gelen kalemlerden biri gıdadır. Gıda fiyatlarında kalıcı bir istikrar sağlanmadan enflasyonla mücadelede toplumsal rahatlamanın sağlanması kolay değildir.</p>
<p>Ancak gıda fiyatlarının aylık olarak gerilemesi tek başına yeterli değildir. Üretim maliyetleri, tarımsal girdiler, akaryakıt, gübre, yem, enerji, lojistik ve aracılık maliyetleri dikkate alındığında gıda enflasyonunun önümüzdeki dönemde yakından takip edilmesi gerekiyor.</p>
<p>Çünkü bugün market rafında gördüğümüz fiyat, yalnızca çiftçinin üretim maliyetinden oluşmuyor. Tarladan sofraya kadar uzanan zincirin her halkasında oluşan maliyet fiyatı etkiliyor.</p>
<p>Eylül verilerinde asıl dikkat çekici alanlardan biri ise konut ve ulaştırma oldu.</p>
<p>Ulaştırma grubunda yıllık fiyat artışı yüzde 35,10’a ulaşırken, aylık artış yüzde 2,79 olarak gerçekleşti. Ulaştırmanın yıllık enflasyona katkısı 5,96 puan oldu.</p>
<p>Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubunda yıllık artış yüzde 39,99 seviyesinde gerçekleşti. Bu grubun enflasyona yıllık katkısı ise 4,84 puan oldu.</p>
<p><strong>Temel ihtiyaçlardan </strong><strong>vazgeçmek kolay değildir</strong></p>
<p>İşte vatandaşın bütçesini en fazla zorlayan nokta burada ortaya çıkıyor.</p>
<p>Çünkü konut ve ulaştırma, insanların kolayca vazgeçebileceği harcama kalemleri değil. Bir vatandaş daha az giyim alışverişi yapabilir, bazı sosyal harcamalarını erteleyebilir veya dayanıklı tüketim mallarını daha ileri bir tarihe bırakabilir. Ancak ev kirası, elektrik, doğal gaz, ulaşım ve temel ihtiyaçlardan vazgeçmek kolay değildir.</p>
<p>Dolayısıyla bu alanlardaki fiyat artışlarının gelirler üzerindeki etkisi çok daha güçlüdür.</p>
<p>Bir başka önemli gösterge ise çekirdek enflasyon olarak takip edilen özel kapsamlı TÜFE göstergesi B oldu. İşlenmemiş gıda, enerji, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE aylık yüzde 2,01, yıllık yüzde 29 arttı.</p>
<p>Burada da önemli bir mesaj görüyoruz.</p>
<p>Manşet enflasyon yüzde 1,84 iken B endeksinin aylık yüzde 2,01 artması, fiyat baskısının ekonominin daha geniş bir bölümünde devam ettiğini gösteriyor. Yani enflasyondaki düşüşü sadece birkaç kalemdeki fiyat hareketlerine bağlamak doğru olmaz.</p>
<p>Eylül ayında 174 alt sınıftan 133’ünde fiyat artışı görülmesi de bu açıdan oldukça dikkat çekici. Sadece 35 alt sınıfta fiyatlar gerilerken, 6 alt sınıfta değişim yaşanmadı.</p>
<p>Bana göre bu tablo, enflasyonun ekonominin geniş bir bölümüne yayıldığını açıkça gösteriyor.</p>
<p>Dolayısıyla bundan sonraki dönemde en önemli konu, enflasyonun yüzde 30’un altına inmesi kadar, fiyat artışlarının ekonominin geneline yayılmasının önlenmesi olacaktır.</p>
<p>Burada para politikasının yanında maliye politikası, üretim politikaları ve arz yönlü tedbirler de büyük önem taşıyor.</p>
<p>Çünkü yalnızca faiz politikasıyla gıda, konut, enerji, kira, ulaştırma ve hizmet fiyatlarındaki bütün sorunları çözmek mümkün değildir.</p>
<p>Türkiye’nin özellikle üretim kapasitesini artırması, tarımsal üretimi güçlendirmesi, enerji maliyetlerini düşürmesi, lojistik zincirini verimli hâle getirmesi ve konut arzını artırması gerekiyor.</p>
<p>Enflasyonla mücadele sadece Merkez Bankası’nın işi değildir. Bu mücadele ekonominin tamamını ilgilendiren bir süreçtir.</p>
<p><strong>Gelirim fiyatlar kadar artıyor mu?</strong></p>
<p>Eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 29,73’e gerilemesi elbette olumlu bir gelişmedir. Ancak vatandaşın gerçek gündemi hâlâ aynı: <strong>Gelirim fiyatlar kadar artıyor mu?</strong></p>
<p>Bir emeklinin, memurun, işçinin veya asgari ücretlinin geliri yüzde 30 civarında artan fiyatlar karşısında ne kadar korunabildiğine bakmadan enflasyonun toplumsal etkisini ölçemeyiz.</p>
<p>Özellikle sabit gelirli kesim açısından geçmiş dönemde oluşan fiyat artışlarının yarattığı kayıpların telafisi büyük önem taşıyor. Çünkü bugünkü enflasyonun düşmesi, geçmişte yaşanan satın alma gücü kaybını otomatik olarak ortadan kaldırmıyor.</p>
<p>Bu nedenle eylül enflasyonunu ben iki farklı açıdan değerlendiriyorum.</p>
Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.
Kaynaklar
Eylül enflasyonu geriledi ama hayat pahalılığı hâlâ yüksek seviyede kalmaya devam ediyor · Mercek akışına dön