Ekonomi

Fed’in faiz planı değişiyor mu sorusu piyasaları etkiliyor; veriye bağlı beklentiler değişiyor

Kısaca

Fed’in faiz planı değişiyor mu sorusu piyasaları etkiliyor; ABD 10 yıllık tahvil faizi %5,25, 30 yıllık faizi %5,57’ye çıktı Görünen enerji baskıları ve jeopolitik riskler enflasyon beklentilerini güçlendiriyor Faiz artırımının olası gerçekleşmesi için Ekim sonunda veri ve konuştukça yönlenme izleniyor

Ana mesele

Fed’in faiz planı değişiyor mu sorusu, piyasaların kritik veriyi beklediği dönemde öne çıktı.

Ne değişti?

Fed’e ilişkin beklentiler veriyle değişti; faiz artırımı ihtimali Ekim sonunda azaldı.

Beni nasıl etkiler?

Yatırım kararları etkilenebilir; döviz ve tahvil volatilitesi yükseliş gösterecek.

Ne oldu?

Piyasalar petrol, tahvil faizleri ve merkez bankalarının politika duruşu üzerinde hareketler gördü.

Neden şimdi?

Geçen hafta istihdam verileri zayıf çıktı ve Fed’in şahin tutumu ile yeni veriler arasındaki etkileşim değişti.

Neden önemli?

Faiz oranı beklentileri değişirse döviz, tahvil ve hisse senedi piyasaları yön bulur.

Kimler etkileniyor?

  • Yatırımcılar
  • Merkez bankaları
  • Şirketler ve finansal kurumlar
  • Kamu borçlanma piyasaları

Sektör ve piyasa etkisi

Tahvil piyasaları volatiliteyle yön bulabilir; enerji ve metaller üzerinde baskı sürüyor.

Riskler

  • Enflasyon beklentilerinin yeniden yukarı yönlü revize edilmesi
  • Fed’in iletişiminin netleşmemesiyle belirsizlik
  • Enerji fiyatlarındaki dalgalanma

Takip edilmesi gerekenler

  • PCE enflasyonu ve iş raporları
  • Fed yetkililerinin açıklamaları
  • Brent petrol fiyat hareketleri
  • ECB kararları ve Avrupa enflasyonu

Haberin tamamı

2 Fatma Betül Sayan Kaya’nın tapu listesi kabarık! Araziler...

Geçen hafta Küresel piyasaların ana fiyatlama ekseni petrol, tahvil faizleri ve merkez bankalarının politika alanı oldu. Hürmüz Boğazı ve İran kaynaklı jeopolitik risklerle Brent petrolün 105 doların üzerini görmesi, enflasyon beklentilerini yeniden yukarı çekti. Bunun sonucunda ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi %5,25, 30 yıllık faizi %5,57 civarına kadar yükseldi. Haftanın ilk bölümünde dolar güçlenirken hisse senetleri, altın ve gümüş baskı altında kaldı.

Haftanın sonunda ise ABD’de tarım dışı istihdamın 29 bin kişiyle beklentilerin belirgin altında kalması, işsizlik oranının %4,2’ye çıkması ve önceki ayların aşağı revize edilmesi Fed’e ilişkin beklentileri değiştirdi. Ekim ayında yeni bir faiz artırımı olasılığı gerilerken ABD borsaları toparlandı. Ancak bu rahatlamayı güçlü ve kalıcı bir risk iştahı olarak değerlendrimek için erken. Çünkü petrolün 100 doların üzerinde kalması, Fed’in zayıflayan istihdam karşısında faiz indirebilmesini zorlaştırabilecek yeni bir enflasyon riski yaratıyor.

Fed , Eylül ortasındaki son toplantısından bu yana özellikle şahin bir tonda görünüyordu ve piyasa yıl sonuna kadar iki faiz artırımını fiyatlandırıyordu. Ancak güvercinler son sözlerini söylemediler. Geçen hafta, New York Fed Başkanı Williams ve Fed Başkan Yardımcısı Jefferson, FOMC'nin iki etkili yetkilisi, faizleri artırmak için aciliyet olmadığını söylediler. Gelen veriler, PCE enflasyonunun beklentilerin altında kalması ve iş raporunun beklenenden çok daha zayıf iş yaratımı göstermesiyle, büyük ölçüde pozisyonlarını destekledi. Bu nedenle yatırımcılar tahminlerini revize ettiler ve Ekim sonlarında faiz artırımı beklentisinden vazgeçti.

Euro Bölgesi’nde eylül enflasyonu %3,2’den %3,8’e yükselerek %3,6 civarındaki beklentiyi aştı. Çekirdek enflasyon da %2,5’e çıktı. Artışın önemli kısmı enerji kaynaklı olsa da ECB açısından sorun Büyüme zayıfken enerji şoku nedeniyle faiz indirimi alanı daralması. Bu görünüm Avrupa tahvillerinde belirgin satış yarattı. Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık %3,45’e yükselirken Fransa’da %4,86, İtalya’da %4,62 civarı görüldü. Fransa’nın yüksek bütçe açığı ve 2027 için planlanan yaklaşık 340 milyar euroluk tahvil ihracı, Fransa-Almanya faiz farkının yüksek kalmasına neden oluyor

Altın haftayı yaklaşık %3,6 kayıpla 4.130 dolar civarında, gümüş ise yaklaşık %6,7 düşüşle 60 dolar civarında tamamladı. Normal koşullarda jeopolitik gerilim altını destekler; fakat bu kez ABD tahvil faizlerindeki sert yükseliş ve doların güçlenmesi daha baskın çıktı.

Önümüzdeki dönemde altın için iki ayrı senaryo var. Petrol fiyatı yüksek kalır, Fed şahin duruşunu korur ve reel faizler yükselirse altında düzeltme devam edebilir. Buna karşılık zayıf istihdamın ardından ABD enflasyonu da gerilerse tahvil faizleri düşer; bu durumda altın yeniden destek bulur. Gümüş daha oynak olacak çünkü altından farklı olarak Çin sanayisi, güneş enerjisi ve elektronik talebine de bağlı. Petrolde 100 dolar üzerindeki hareketin kalıcı olup olmayacağını belirleyecek konu açıklamalar değil, fiziksel arz akışı.

Petrol fiyatları, Orta Doğu'daki arz akışlarının yeniden düzenlenmesi ile Batı'nın stratejik rezervlerinin büyük ölçekli olarak serbes bırakılması tehdidi arasında sıkışıp kaldı. Avrupa stoklarının serbest bırakılacağına dair söylentiler, petrol fiyatlarında haftanın en sert düşüşüne neden oldu. Fransa'nın, Avrupa'da 50 milyon varil dizel ve IEA üyesi ülkeler arasında 50 milyon varil ham petrol serbest bırakmayı önerdiği bildirildi; bu girişimin, ABD'nin dizel ihracatına olası bir yasak getirme tehdidi altında Trump yönetimi tarafından talep edildiği belirtildi. Brent petrolü Cuma günü varil başına 100 doların altına düştü. Kuzey Amerika akışlarına daha fazla maruz kalan WTI ise daha sert bir düşüş yaşadı. Ancak Almanya, IEA'dan resmi bir talep almadığını belirterek, önlemin gerçek kapsamı konusunda şüphe uyandırdı.

Arz tarafında ise ; OPEC+, 2027 üretim kapasitesi değerlendirmesini erteledi. Aynı zamanda, Suudi Aramco, bölgesel gerilimlere rağmen ihracat hacmini koruma kararlılığını göstererek, Doğu-Batı boru hattından geçen akışı kapasitesinin %80'inden fazlasına, yani günde yaklaşık altı milyon varile çıkardı.

Çin'in yakıt ihracatını askıya alması, rafine ürün piyasalarında bir başka baskı kaynağı oluşturdu. Pekin, yerel stokları korumak amacıyla Ekim ayı boyunca Hong Kong ve Makao dışındaki tüm noktalara dizel, benzin ve jet yakıtı sevkiyatını yasakladı. Bu hamle, Asya benzin rafineri marjlarını rekor seviyeye çıkardı.

Yurtiçindeyse; BDDK’nın yeni düzenlemesine göre: Kredi kartında asgari ödeme eşiği 50 bin TL’den 100 bin TL’ye çıkarıldı. Limiti 100 bin TL’ye kadar olan kartlarda dönem borcunun en az %20’si, üzerindeki kartlarda %40’ı ödenecek. BDDK’nın resmi karar listesinde düzenlemeler 1 Ekim tarihli kararlar olarak yer alıyor

Yeni cep telefonlarında fiyatı 40 bin TL’ye kadar olanlar için tüketici kredisi vadesi en fazla 12 ay, bu tutarın üzerindekiler için 3 ay olacak. Yenilenmiş telefonlarda sınır 50 bin TL; bunun altında 12 ay, üzerinde 3 ay vade uygulanacak. Yenilenmiş telefonlarda kredi kartına 12 aya kadar taksit imkânı sürerken sıfır telefonlarda kart taksit yasağı devam ediyor. Bu, Orta gelirli tüketicinin nakit akışını bir miktar rahatlatır ve yenilenmiş telefon pazarını destekler. Bankalar açısından asgari ödemenin düşmesi kısa vadede kredi kartı faiz gelirini artırabilir. Buna karşılık borcun daha uzun süre taşınması gecikme ve karşılık riskini de artırır. Bu nedenle etkiyi “gelir olumlu, aktif kalitesi açısından dikkat gerektiriyor” değerlendiriyoruz.

TCMB, KOBİ kredilerindeki dönemsel büyüme sınırını %4,5’ten %5’e çıkardı ve TL zorunlu karşılıklar için bloke tesis oranlarını düşürdü. Bu karar da ; hedefli bir kredi ve likidite ayarı. Bankalara TL likiditesi ve KOBİ kredilerinde sınırlı alan açılıyor. Bankacılık hisseleri, işletme sermayesine ihtiyaç duyan sanayi şirketleri ve KOBİ ağırlıklı ekonomik faaliyet açısından olumlu.

Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.

Kaynaklar

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi değildir.

Fed’in faiz planı değişiyor mu sorusu piyasaları etkiliyor; veriye bağlı beklentiler değişiyor · Mercek akışına dön