Ekonomi
Finansal istikrar komitesi ve küresel modeller: Türkiye'nin koordinasyon yaklaşımı
Kısaca
Finansal İstikrar Komitesi kurulması ve BIS'in dört seçenek önermesi üzerinden koordinasyon tartışması öne çıktı 2011’de BIS raporu, mikro-sakıngan ve makro-sakıngan politikaların eşgüdümünü vurguladı Gelecekte merkezi kurumlar arası yönetim seçenekleri değerlendirilecek
Ana mesele
2008 krizinin ardından finansal istikrarın tek bir kurumla sınırlanamayacağı netleşti
Ne değişti?
Türkiye Finansal İstikrar Komitesi kurularak sistemik risklerin kurumlar arası iş birliğiyle yönetilmesi hedefi öne çıktı
Beni nasıl etkiler?
Okuyucuya Türkiye’nin koordinasyon yaklaşımının finansal istikrar için önemli olduğunu gösterir
Ne oldu?
2008 küresel krizinin temel nedeni, finansal sistemin bazı parçalarının denetimden uzak olmasıdır.
Neden şimdi?
Birçok ülke, finansal istikrar için kurumlar arası eşgüdüm kurmayı tartışmaya başlamıştır.
Neden önemli?
Koordinasyon, finansal sistemin şoklara karşı dayanıklılığını artırabilir.
Kimler etkileniyor?
- Kredi veren bankalar
- Kredi talep eden hanehalkı
- Merkez bankaları
- Regülatör kurumlar
Sektör ve piyasa etkisi
Finansal hizmetler alanında kurumsal iş birlikleri ve politika eşgüdümünün artması beklenir.
Riskler
- Kurumlar arasında yetki paylaşımı konusunda anlaşmazlıklar oluşabilir
- Uygulama süreçleri karmaşık ve yavaş olabilir
- Kaynak ve görev dağılımında belirsizlik kalabilir
Takip edilmesi gerekenler
- Yeni düzenleyici yapıların netleşmesi
- BIS önerilerinin Türkiye uyarlamasının sonuçları
- Makro-sakıngan politika otoritesi tartışmalarının yönü
Haberin tamamı
<p><strong>2008 küresel krizinin ardından finansal istikrarın yalnızca tek bir kurumun sorumluluğuna bırakılamayacağı daha net görülürken, ülkeler para, mikro-sakıngan ve makro-sakıngan politikaların koordinasyonu için farklı modeller geliştirdi. Türkiye de bu çerçevede kurduğu Finansal İstikrar Komitesi ile sistemik risklerin belirlenmesi ve yönetilmesini kurumlar arası iş birliğine bağladı.</strong></p>
<p>Finans sistemindeki sorunlar, özellikle ABD’de bu sistemin bazı parçalarının denetlemeden ve düzenlemeden uzak olması ve bu kısım ile sistemin geriye kalanı arasındaki girift ilişkiler 2008’de patlak veren küresel krizin temel nedeniydi. Alınan dersle, çoğu ülkede finans sisteminin düzenlenmesinden ve denetlenmesinden sorumlu kurumların aralarındaki eşgüdümün nasıl sağlanacağı yoğun biçimde tartışılmaya başlandı. Mesela merkez bankalarının bankası konumundaki Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) bu amaçla raporlar yayımladı. 2011’de yayımlanan bir raporda, para politikası ile mikro-sakıngan ve makro-sakıngan politikaların eşgüdümlerinin sağlanması için farklı kurumsal düzenleme seçenekleri ortaya konuldu. ‘Mikro-sakıngan (mikro-ihtiyati) politikadan kasıt, mesela döviz açık pozisyonu gibi sorunlara karşı, tekil finans kurumların sağlığı için getirilen düzenlemeler. Makro-sakıngan politikalar ise hem finans kurumları arasındaki ilişkilere hem de bu kurumlarla şirketler ve hane halkı arasındaki ilişkilere ilişkin. Mesela çok hızlı kredi genişlemesine karşı alınabilecek önlemler.</p>
<p>BIS dört seçenek sunmuştu: Birinci seçenek altında, makro-sakıngan politikanın farklı kuruluşların ortaklaşa sorumluluklarına verilmesi halinde ne tür yönetişim düzenlemeleri gerektiği tartışılıyor. Bu seçeneğin iki alt seçeneği var: Makro-sakıngan politika konseyi (finansal istikrar komitesi olarak da adlandırılabilir) kurmak ya da makro-sakıngan kararların farklı kurumlarca alınacağı bir düzenlemeye gitmek. İkinci seçenekte ayrı bir makro-sakıngan politika otoritesinin kurulması tartışılıyor. Üçüncü seçenekte, makro-sakıngan politikanın merkez bankalarının sorumluluğuna verildiği, mikro-sakıngan politikanın ise ayrı bir kurumda olduğu bir kurumsal yapı inceleniyor. Dördüncü seçenek ise, makro-sakıngan ve mikro-sakıngan politika yetkilerinin tümüyle merkez bankalarına geçmesi şeklinde. İngiltere bu dört seçenekten sonuncusunu tercih etti. Türkiye ise birinci seçeneği seçti ve bu amaçla bir Finansal İstikrar Komitesi (FİK) kuruldu. Merkez Bankası’nın internet sayfasından komite hakkında önemli bilgiler var. Alıntı yapıyorum:</p>
<p>“… <em>FİK’in görev tanımı, 4059 sayılı Kanun'un 1. maddesinde "Finansal sistemin sürdürülebilir ekonomik büyümeyi sağlıklı bir şekilde desteklemesi ve piyasalarda güvenin korunması için kırılganlıkların belirlenmesi ve sistemik risklerin yönetilmesi" olarak belirtilmiştir. Bu kapsamda, FİK, aşağıdaki konularda üyelerin bağımsızlıklarından ödün vermeden aralarındaki iş birliğini ve koordinasyonu sağlamaktadır:</em></p>
<p><em>a) Finansal istikrar ve güvenliği tehdit edebilecek sistemik risklerin ve kırılganlıkların belirlenmesi, etkin bir şekilde izlenmesi ve yönetilmesi için gerekli yöntemlerin oluşturulması ve politika önerilerinin tespit edilmesi.</em></p>
<p><em>b) Finansal düzenlemelerin etkilerinin değerlendirilmesi.</em></p>
<p><em>c) Finansal sektörün, sürdürülebilir büyümeyi ve finansal istikrarı destekleyecek şekilde sağlıklı gelişiminin sağlanması.</em></p>
<p><em>ç) Sistemik risklerin gerçekleşmesi durumunda uygulanacak kriz yönetim planlarının oluşturulması.</em></p>
<p><em>Bu kapsamda, sürdürülebilir ekonomik büyümeyi ve piyasa güvenini destekleyen sağlıklı bir finansal sistem FİK’in nihai hedefidir. FİK bu hedefi görev tanımının (sistemik risklerin yönetimi) doğal sonucu olarak görmektedir.</em>”</p>
<p>8 Haziran 2011’de yapılan düzenlemeye göre FİK üyeleri şöyle: Başkanı Hazine ve Maliye Bakanı. Diğer üyeler: Merkez Bankası Başkanı, BDDK Başkanı, SPK Başkanı ve TMSF Başkanı. Ayrıca, sonradan yapılan değişikliklerle FİK’e Hazine ve Maliye Bakan Yarımcısı ile Strateji ve Bütçe Başkanı da eklendi. FİK’in görev tanımında yer alan maddelerden özellikle ilk maddeye (a maddesi) dikkatinizi çekerim.</p>
Kaynaklar
Finansal istikrar komitesi ve küresel modeller: Türkiye'nin koordinasyon yaklaşımı · Mercek akışına dön