Ekonomi
Fon krizinin ekonomik maliyetini ne belirleyecek?
Kısaca
Fon krizinde ilk yatırımcı ödemeleri başladı; SPK 131 fonu tasfiye, 170 fonu alım-satıma kapadı; MKK verilerine göre 455 bin 758 tekil yatırımcı etkilenebilir. Ekonomistler, borçlanma koşulları ve tasfiye sürecinin maliyeti belirleyeceğini belirtiyor; para piyasası fonlarından çıkış aylık 600 milyar lira. Halka arzlar gecikebileceği öngörülüyor; belirsizlik yatırımcı talebini azaltabilir.
Ana mesele
Fon krizinin ekonomik maliyetini hangi gelişmeler belirleyecek?
Ne değişti?
Piyasa tepkisinin maliyete etkisi henüz netleşmiş değil.
Beni nasıl etkiler?
Kredi koşulları ve yatırımcı güveni üzerindeki baskılar hakkında öngörü sağlar.
Ne oldu?
Fon krizinde ilk yatırımcı ödemeleri başladı; SPK tasfiye ve alım-satıma kapatma kararları alınmıştır.
Neden şimdi?
Kriz büyürken tasfiye ve çıkışlar hızlandı; borçlanma maliyetleri baskılanabilir.
Neden önemli?
Şirketlerin finansmana erişimi zorlaşabilir ve halka arzlar gecikebilir; büyüme tedbirlerini etkileyebilir.
Kimler etkileniyor?
- küçük yatırımcılar
- şirketler
- yatırımcı güveni
- kurumsal borçlananma piyasaları
Sektör ve piyasa etkisi
finans ve sermaye piyasaları üzerinde baskı
Riskler
- borçlanma maliyetinin yükselmesi
- borç ödemelerinde aksamalar
- yatırımcı güveninin zayıflaması
Takip edilmesi gerekenler
- SPK tasfiye kararlarının etkileri
- borçlanma koşulları ve tahvil piyasasının tepkisi
- halk arz kararlarına duyarlılık
Haberin tamamı
Fon krizinde ilk yatırımcı ödemeleri başlarken şirketlerin finansmana erişiminin zorlaşabileceği uyarıları da yapılıyor. Ekonomik maliyeti hangi gelişmeler belirleyecek?
https://p.dw.com/p/5O6G4 Fon krizi büyürken şirketlerin finansmana erişiminin zorlaşabileceği, halka arzların gecikebileceği ve yatırımcı güveninin zedelenebileceği uyarıları yapılıyor Fotoğraf: Yasin Aras/Anadolu Agency/picture alliance Reklam Fon krizinde ilk yatırımcı ödemeleri başladı. Ancak şirketlerin finansmana erişiminin zorlaşabileceği, halka arzların gecikebileceği ve yatırımcı güveninin zedelenebileceği uyarıları yapılıyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül'de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonu tasfiyeye alırken 170 fonu da alım satıma kapattı. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre tasfiye kapsamındaki fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyordu.
Ekonomistlere göre şirketlerin borçlanma koşulları, yabancı sermaye hareketleri ve tasfiye sürecinin işleyişi, krizin ekonomik maliyetini belirleyebilir.
Şirketler banka kredilerinin yanı sıra tahvil ve finansman bonosu çıkararak da borçlanıyor. Para piyasası fonları bu borçlanma araçlarına yatırım yapabiliyor. Fonlardan yoğun para çıkışı, şirketlerin çıkardığı tahvil ve bonolara yönelik talebi azaltarak borçlanmalarını zorlaştırabilir.
Finans uzmanı Prof. Dr. Evren Bolgün, DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede para piyasası fonlarından bir ayda 600 milyar lira çıkış yaşandığını belirtiyor.
Bolgün'e göre bu çıkış, şirketlerin vadesi gelen borçlarını ödemek için yeniden borçlanmasını zorlaştırabilir. Şirketler daha yüksek maliyetlerle karşılaşabilir ya da yeterli kaynak bulamayabilir.
Bolgün, şirketlerin borçlarını geri ödeyememe riskinin iyi yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak fon çıkışlarının şirketlerin borçlanma maliyetlerine ne ölçüde yansıdığı henüz netleşmiş değil.
Fon krizinin etkileyebileceği bir diğer alan halka arzlar. Şirketler hisselerini yatırımcılara satarak sermaye elde edebiliyor. Piyasalardaki belirsizlik ve yatırımcı talebinin zayıflaması ise yeni halka arzları zorlaştırabiliyor.
Bolgün, kısa vadede halka arzların gecikebileceğini belirtiyor. Ancak halka arz kararlarında fon krizinin yanı sıra faizler ve genel piyasa koşulları da etkili.
Tasfiye sürecinin önemli sorularından biri, fonlardaki yatırımların ne kadar kolay satılabileceği. Çünkü yatırımcılara yapılacak nihai ödemeler, bu varlıkların nakde çevrilmesiyle de bağlantılı.
Gedik Yatırım'ın 5 Ekim tarihli analizine göre tasfiye kapsamındaki ve verilerine ulaşılabilen 129 fonun 30 Eylül itibarıyla toplam büyüklüğü 652,3 milyar lira. Ayrıntılı incelenen 48 fonda ise doğrudan yatırımlar ve repo işlemlerinde güvence olarak kullanılan varlıklar dahil yaklaşık 334 milyar liralık tutarın likidite riski taşıdığı hesaplanıyor.
Likiditesi sınırlı varlıkların hızla satılmaya çalışılması fiyatlar üzerinde baskı yaratabilir. Ancak hesaplanan tutar, yatırımcıların bu miktarda zarar edeceği anlamına gelmiyor.
Analize göre incelenen fonlarda kolay satılamayabilecek varlıkların oranı yüzde 58,6. Tera Portföy'e ait TP2, TLY ve THF fonları dışarıda bırakıldığında ise bu oran yüzde 23,2'ye geriliyor. Bu fark, likidite sorununun özellikle üç büyük fonda yoğunlaştığını gösteriyor.
Ekonomist Prof. Dr. Oğuz Oyan, DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede etkilerin tasfiye edilen fonlarla sınırlı kalmadığını belirtiyor. BIST 100 ve bankacılık endekslerindeki gerilemeye dikkat çeken Oyan, krizin borsanın geneline yansıdığını savunuyor.
Bolgün ise doğrudan hisse senedi yatırımcıları, bireysel emeklilik sistemindeki hisse ve endeks fonlarının yatırımcıları ile diğer hisse senedi fonlarının katılma payı sahiplerini birlikte değerlendirerek yaklaşık 11 milyon yatırımcının doğrudan veya dolaylı etkilenebileceğini ifade ediyor.
Oyan, krizin yabancı yatırımcıların kararlarına yansımasının Türkiye'nin dış finansmana erişimini ve ekonomik büyümeyi etkileyebileceğini belirtiyor:
"Türkiye dış finansman olmadan ekonomisini yürütemeyen bir ülke. Yani gemi yol almak için dış kaynağa ihtiyaç duyuyor."
Oyan'a göre yabancı sermaye çıkışlarının artması ve yeni girişlerin yavaşlaması, yatırımları ve büyümeyi olumsuz etkileyebilir. Ancak etkinin büyüklüğü henüz bilinmiyor.
Oyan, enflasyon üzerindeki etkilerin çift yönlü olabileceğini belirtiyor. Finansman maliyetlerindeki artış fiyatları yükseltebilirken bazı yatırımcıların harcama yapmak yerine mevduat, altın ve dövize yönelmesi tüketimi azaltabilir. Oyan'a göre bu durum enflasyonu aşağı çekici bir etki de yaratabilir.
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ise 6 Ekim'de TBMM'de yaptığı açıklamada, krizin finansal sistemin geneline yayılma riskinin sınırlı kaldığını belirtti. Karahan, piyasadaki nakit ihtiyacını karşılamak için ek önlemler alındığını aktardı.
SPK, 18 Eylül'deki açıklamasında bazı fonların yatırım yaptığı, fiili dolaşımı düşük olan hisselerde 2025'in son çeyreğinde olağandışı fiyat hareketleri gözlemlendiğini bildirdi. Konunun 2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nde görüşüldüğünü ve ardından yeni düzenlemeler yapıldığını açıkladı.
Oyan ise müdahalenin zamanlamasını ve denetimin etkinliğini sorguluyor. Halka arzlara izin verilmesinin denetim sorumluluğunu sona erdirmediğini, olağandışı fiyat hareketlerinin izlenmesi gerektiğini söylüyor.
Oyan, sorumluluğun yalnızca SPK ile sınırlı tutulamayacağını , Borsa İstanbul'un işleyişi ve siyasi sorumluluğun da incelenmesi gerektiğini savunuyor. Mevcut yaklaşımı ise şöyle eleştiriyor:
"Şimdi bütün mesele yatıştırma safhasında ve unutturma safhasında."
Bolgün ise güvenin yeniden sağlanmasında tasfiye sürecinin işleyişini öne çıkarıyor:
"Finans piyasalarında güveni (parayı) kaybetmek 1 dakika, kazanmak yıllar almaktadır."
Bolgün, tasfiyenin şeffaf yürütülmesinin, düzenli bilgilendirme yapılmasının ve işlemlerin adil biçimde gerçekleştirilmesinin gelecekteki yatırımcı davranışlarını etkileyeceğini belirtiyor.
Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.
Kaynaklar
Fon krizinin ekonomik maliyetini ne belirleyecek? · Mercek akışına dön