Ticaret

Gümrük Birliği modernizasyonundaki duraksama sürüyor; hukuki bağlayıcılık geçerliliğini koruyor

Kısaca

Gümrük Birliği’nin modernizasyonunda duraksama yaşanıyor; resmi müzakereler 10 yıldır başlatılamıyor ve hukuki bağlayıcılık geçerliliğini koruyor. Son 30 yılda Türkiye’nin AB ile ticaret hacmi yaklaşık 10 kat artışla 23 milyar dolardan 233 milyar dolara yükseldi; buna bağlı üretim ekosistemi güçlendi. Gelecekte hizmetler, dijital ticaret ve yeşil dönüşüm için modern bir çerçeve gerekliliği vurgulanıyor; siyasi irade konunun önceliği olmalı; riskler arasında süregelen gecikme yer alıyor.

Ana mesele

Gümrük Birliği modernizasyonunda duraksama sürüyor ve hukuki bağlayıcılık geçerliliğini koruyor

Ne değişti?

modernizasyon sürecindeki gecikmenin hukuki bağlayıcılığı etkilemediği ancak siyasi iradede eksiklik olduğu

Beni nasıl etkiler?

Türkiye ile AB arasındaki ticari bağlar ve yatırım kararlarında belirsizlik oluşturan gelişmeler hakkında özet bilgi sunuyor

Ne oldu?

Gümrük Birliği’nin modernizasyonu için müzakere talebi 10 yıldır yanıtlanamadı; bağlayıcılıklı yapı sürüyor.

Neden şimdi?

AB-Türkiye ilişkilerinde uzun süren duraksama, ticari entegrasyon ve yatırım kararlarını etkiliyor.

Neden önemli?

Yeni ticaret kuralları ve hizmetler/dijital ticaret çerçevesi için belirsizliğin sürmesi büyümeyi etkileyebilir.

Kimler etkileniyor?

  • İhracat ve ithalat yapan şirketler
  • Üretim ve tedarik zinciri operatörleri
  • Yatırımcılar
  • Hükümet politikalarını izleyen kurumlar

Sektör ve piyasa etkisi

Ticaret hacmi ve yatırım güveninde baskı, bazı sektörlerde maliyet/risk artışları

Riskler

  • Kararsızlık nedeniyle yatırım gecikmeleri
  • Müzakerelerin sonuçsuz kalması halinde maliyetlerin artması
  • Pazarlarda belirsizlik nedeniyle talep değişimleri

Takip edilmesi gerekenler

  • Müzakerelerin gelecekte nasıl ilerleyeceği
  • AB tarafının siyasi iradesi ve müzakere takvimi
  • Hukuki bağlayıcılığın korunması veya güncellenmesi tartışması

Haberin tamamı

<p><strong>DIŞ </strong>Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, <strong>“European Business Summit” (EBS-Avrupa İş Zirvesi) </strong>işbirliği ile Brüksel’de (Belçika) düzenlenen <strong>“II. EU-Türkiye Business Summit” (II. AB-Türkiye İş Zirvesi”</strong>nde Ticaret Bakan Yardımcısı <strong>Mustafa Tuzcu</strong>’nun sunumu dikkat çekiciydi.</p>

<p><strong>Mustafa Tuzcu, </strong>Avrupa Birliği’nin (AB) küresel rekabetçiliği artırma hedefini desteklediklerini belirterek söze girdi:</p>

<p>- <strong>Ancak, uygulanan yöntemlerden derin endişe duyuyoruz. En büyük hayal kırıklığımız, Gümrük Birliği’nin modernizasyonunda yaşanan duraksamadır. Avrupa Komisyonu’nun yetki talebinin üzerinden 10 yıl geçti ama resmi müzakereler hâlâ başlatılamadı.</strong></p>

<p><strong>Tuzcu, “Otuz Yılın Ardından: Yeni Bir Ticaret Dönemi İçin AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin Yeniden Kalibre Edilmesi” </strong>başlıklı oturumdaki sunumunda 1963 yılına uzandı:</p>

<p>- <strong>Türkiye, 1963 yılından bu yana Avrupa’nın stratejik vizyonunun bir parçası. Gümrük Birliği, bu yolculuğun temel taşı. Ulaşılan entegrasyon düzeyinin takdir edilmesi gerekiyor.</strong></p>

<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1a619359d2-1792124441.png" alt="" width="700" height="442" /></strong>Ulaşılan entegrasyon düzeyini verilerle ortaya koydu:</p>

<p>- <strong>Son 30 yılda ikili ticaret hacmimiz yaklaşık 10 kat artarak 23 milyar dolardan 233 milyar dolara ulaştı. Bu rakamın arkasında sınır ötesi entegre üretim ekosistemimiz yer alıyor.</strong></p>

<p>Otomotiv, makine ve elektrikli teçhizat sektörlerinin karşılıklı işleyen küresel üretim ağlarına bağlı olduğunu vurguladı:</p>

<p>- <strong>Bu iki yönlü ilişki her iki tarafta da istihdam yaratıyor ve teknoloji transferi sağlıyor.</strong></p>

<p>Türkiye’nin AB tam üyeliği adayı olduğunu anımsattı:</p>

<p>- <strong>Hizmetler, dijital ticaret, kamu alımları ve yeşil dönüşümü kapsayacak modern bir çerçeveye ihtiyaç duyulurken, AB tarafındaki siyasi irade eksikliğini anlamlandırmak zordur. Gümrük Birliği’nin kapsamı eskimiş olsa da hukuki bağlayıcılığı mutlaktır.</strong></p>

<p>AB’nin <strong>“Net Sıfır Sanayi Yasası” </strong>gibi politikalarında kısıtlayıcı <strong>“Made in Europe” </strong>gibi kurallar getirmesinin entegre değer zincirlerini riske attığını kaydetti:</p>

<p>- <strong>Bu durum, Avrupa’nın güçlendirmek istediği sanayi ekosisteminde maliyetleri artırır. AB’nin yeni çelik rejimi ve </strong>“Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması”<strong>nın (SKDM) oluşturduğu mevzuat karmaşıklığı da özel sektör için büyük zorluktur.</strong></p>

<p>Yaşanan sorunlara rağmen Türkiye ile AB arasındaki karşılıklı ekonomik bağımlılığın hayati önem taşıdığını vurgulayıp, <strong>“Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu” </strong>mekanizması kapsamında ilişkileri geleceğe taşıyacak 6 maddelik stratejik öncelik listesini irdeledi:</p>

<li><strong>Gümrük Birliği’nin kurallarına bağlı kalınması ve mevcut kuralların korunması gerekiyor. Hizmetler, dijital ticaret, tarım ve işlevsel bir anlaşmazlık çözümü mekanizması sürece dahil edilmeli.</strong></li>

<li><strong>Karşılıklı kamu alımları konusundaki görüşmeler kademeli ve ilerleyici bir yaklaşımla olumlu seyirde sürdürülmeli.</strong></li>

<li><strong>E-ticaret pazarının hızla büyüdüğü bu dönemde dijital ticaret ve ürün güvenliği konularında yakın diyalo</strong><strong>ğu</strong><strong>devam ettirilerek modern bir dijital ortaklık kurulmalı.</strong></li>

<li><strong>Makine sektörü ve dijital ürün pasaportu örneklerinde olduğu gibi, sanayi üretiminde de kesintisiz uyum sağlanarak ortak standartlar güvence altına alınmalı.</strong></li>

<li><strong>Paris Anlaşması’nı onaylayan ve ulusal iklim kanununu çıkaran Türkiye, yerel emisyon ticaret sistemini de devreye aldı. </strong>“Yeşil dönüşüm”<strong>ün bir çatışma alanı değil, işbirliği sahası olması gerekiyor.</strong></li>

<li><strong>Güvenlik, savunma, enerji ve teknoloji gibi alanlarda sektörel ve bölgesel ortaklıklar artırılmalı. Türkiye, </strong>“Global Gateway” (Küresel Geçit) <strong>projeleri kapsamında Kafkasya ve Orta Asya ile olan bağlantılarda da stratejik katkı sunmaya hazır.</strong></li>

<p><strong>Tuzcu, </strong>tarihin kapıları kapatmanın ağır maliyetleri gösterdiğini anımsattı:</p>

<p>- <strong>Geçmişimiz neleri başarabileceğimizi gösterirken, ilerleme hızımızın ortaklığımızın gücünü yansıtmaması bizi üzüyor.</strong></p>

<p>Geleceğe yine de umutla baktıklarını aktarıp, sözlerini şu mesajla noktaladı:</p>

<p>- <strong>Çünkü, stratejik uyumumuz, aramızdaki geçici sürtüşmelerden çok daha güçlüdür. Birlikte başarılı bir ekonomik ilişki inşa ettik. Şimdi daha da güçlü bir geleceği birlikte kurabiliriz.</strong></p>

<p>30 yıldır AB tarihinin tek örneği olan, 10 yıl önce Avrupa Komisyonu’nun <strong>“güncelleme müzakeresi” </strong>için yetki talep ettiği Gümrük Birliği’nde daha iyi bir geleceğe doğru yol almayı beklerken karşımıza <strong>“Made in Europe” </strong>çıktı…</p>

<p>Hem Türkiye’nin <strong>“Made in Europe” </strong>kapsamına üye ülkelerle eşit düzeyde alınması hem de <strong>“güncelleme” </strong>için AB’nin ilgili makamlarıyla görüşmeler yürütülürken Gümrük Birliği’nin hukuki kurallarının bağlayıcılığını sürekli anımsatmakta yarar var…</p>

<h2><span style="color: #e03e2d;">Harekete geçmek için her anlaşmazlığı çözmek zorunda değiliz</span></h2>

<p><strong>DEİK/</strong>Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı <strong>Mehmet Ali Yalçındağ, </strong>Brüksel’deki Egmont Sarayı’nda <strong>“EU-Türkiye Business Summit”</strong>i organize ederken koydukları hedefin altını çizdi:</p>

<p>- <strong>Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecini yeniden canlandırmayı ve bu meseleyi yeniden gündemin merkezine taşımayı hedefledik.</strong></p>

Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.

Kaynaklar

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır.

Gümrük Birliği modernizasyonundaki duraksama sürüyor; hukuki bağlayıcılık geçerliliğini koruyor · Mercek akışına dön