Ekonomi

İstanbul Enflasyonu Dezenflasyon Sürecinde Kalıcı Normalleşme İçin Hizmet Fiyatlarında Sıkı Maliyet Aktarımı Devam Ediyor

Kısaca

İstanbul’da eylül ayında aylık enflasyon yüzde 2,11, yıllık 33,55 oldu. Gıda dışında hizmetler ve zorunlu kalemlerde enflasyon baskısı sürüyor; eğitim, konut ve sağlık etkili görünüyor. PMI ağustos 48,1’den eylül ayında 47,9’a geriledi; maliyetler yüksek ve büyüme zayıf görünüyor.

Ana mesele

İstanbul enflasyonu dezenflasyon süreci devam ediyor; hizmet ve zorunlu harcama kalemlerinde fiyat katılığı sürüyor.

Ne değişti?

Enflasyon giderek mal/gıda dışı hizmetlere odaklanıyor; eğitim, konut ve sağlık gibi kalemlerde baskı artıyor.

Beni nasıl etkiler?

Okuyucular maliyet baskısının sürmesini ve para politikası iletişiminin etkisini hissedebilir.

Ne oldu?

İTO’nun eylül ayı İstanbul enflasyonu açıklandı.

Neden şimdi?

Dezenflasyon süreci devam ederken bazı kalemlerde katılık belirginleşti.

Neden önemli?

Hızlı fiyat katılıkları politika ile uyum ve gecikmeli tepki riskini artırıyor.

Kimler etkileniyor?

  • Hanehalkı
  • iş dünyası
  • kamu politikaları ile iletişim
  • yatırımcılar

Sektör ve piyasa etkisi

İstanbul ve Türkiye piyasalarında hizmetler ve zorunlu harcamalara yönelik talep baskısı ile maliyet aktarımı görünüyor

Riskler

  • Hızlı maliyet aktarımlarının gecikmesi
  • hanehalkı bütçe baskılarının artması
  • politik iletişimin güven kaybetmesi

Takip edilmesi gerekenler

  • Hizmet fiyatlarındaki değişim hızı
  • Eğitim/Konut/Sağlık göstergelerindeki hareket
  • Para politikası iletişiminin işleyişi

Haberin tamamı

İTO’nun eylül ayı İstanbul enflasyon verisi, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ancak fiyatlama davranışlarında henüz kalıcı bir normalleşme sağlanmadığını gösteriyor. İstanbul’da tüketici fiyatları eylülde aylık %2,11 artarken, yıllık enflasyon %33,55 seviyesinde gerçekleşti. Yılbaşından bu yana fiyat artışı %26,19, 12 aylık ortalamalara göre enflasyon ise %36,66 oldu.Mal enflasyonunda ve özellikle gıdada rahatlama var; ancak hizmet fiyatlamalarında ve dönemsel fiyat ayarlamalarında katılık devam ediyor.

Enflasyonun kompozisyonunda bir tarafta gıdanın çok düşük gelmesi manşeti aşağı çekerken ki- Gıda gibi tüketici sepetinde önemli ağırlığa sahip bir kalemin yalnızca %0,14 artması, genel endeksin %2,11'de kalmasına ciddi katkı sağlıyor. - diğer tarafta hizmet ve eğitim bağlantılı kalemlerde oldukça yüksek fiyat katılığı devam ediyor. Harcama grubunda yıllık enflasyonlara baktığımızda durum çok net gözüküyor. Eğitim %55,89, Sağlık %43,45 , Konut %39,23 , Haberleşme %37,22 , Ulaştırma %34,78 ,Lokanta ve Oteller %33,78, Gıda %29,96 , Ev Eşyası %29,96.

Bu dağılım bize önemli bir şey söylüyor: Enflasyon problemi giderek “her şey aynı hızla pahalanıyor” görüntüsünden çıkıp belirli hizmet ve zorunlu harcama kalemlerinde yoğunlaşan bir yapıya dönüşüyor. Bu, para politikası açısından hem iyi hem kötü haber. İyi haber; mal, gıda ve bazı daha rekabetçi kalemlerde fiyat artış hızının aşağı gelmesi dezenflasyon sürecinin çalışmaya başladığına işaret edebilir. Kötü haber ise eğitim, konut, sağlık, haberleşme ve lokanta gibi kalemlerin önemli bölümünün hizmet fiyatlaması, ücretler, kira, geçmiş enflasyona endeksleme ve maliyet aktarımıyla ilişkili olması. Bunlar para politikasına çok daha gecikmeli tepki verir.

Yine dün açıklanan İSO imalat PMI, ağustostaki 48,1’den eylülde 47,9’a geriledi. Böylece imalat sektöründeki bozulma iki buçuk yıl boyunca kesintisiz devam etmiş oldu. İzlenen 10 sektörün dokuzunda üretim yavaşladı; üretimini artıran tek sektör gıda oldu. Girdi maliyeti enflasyonu ise petrol, yakıt ve taşımacılık maliyetleri nedeniyle son dört ayın en yüksek seviyesine çıktı. Bu veri “zayıf büyüme–yüksek maliyet” ikilemine işaret ediyor. Talep ve üretim yavaşlarken maliyet baskısının yükselmesi, TCMB’nin yalnızca ekonomik faaliyetteki zayıflığa bakarak faiz indirmesini zorlaştırır.

Küresel piyasalar haftanın son işlem gününe oldukça kritik bir eşikte başlıyor. Piyasanın merkezinde artık sadece “Fed faiz artıracak mı?” sorusu yok. Asıl tartışma; yüksek petrol fiyatları, artan kamu borçlanması ve büyüyen tahvil arzının uzun vadeli faizleri kalıcı biçimde yukarı taşıyıp taşımayacağı.

ABD 10 yıllık tahvil faizi dün % 5,34’ü aşarak 2002’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Bu sabah % 5,25 çevresine gerilemiş olsa da hala son derece yüksek. Dolayısıyla tahvil piyasasında kısa süreli bir rahatlama var; ancak henüz kalıcı bir dönüş sinyali yok.

Bu sabah ABD vadeli piyasalarında: Nasdaq vadeli yaklaşık % 0,3, S&P 500 vadeli yaklaşık % 0,1 artıda, Dow vadeli ise yatay–hafif pozitif bölgede. Bu görünüm, güçlü bir risk iştahından çok tahvil faizlerindeki geri çekilmeye bağlı sınırlı bir rahatlamayı gösteriyor. ABD vadeli endekslerinin istihdam verisi öncesinde güçlü bir yön oluşturmasını beklemek doğru olmaz.

Avrupa vadelileri zayıf ve temkinli bir açılışa işaret ediyor. Buradaki baskı yalnızca küresel tahvil faizlerinden kaynaklanmıyor. Avrupa’nın kendine özgü üç önemli sorunu var:

Birincisi, Fransa’nın mali görünümü. Fransız ve Alman 10 yıllık tahvilleri arasındaki faiz farkı 140 baz puanın üzerine çıkarak 2012’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Bu, yatırımcının Fransa’dan çıkıp daha güvenli görülen Alman tahvillerine yöneldiğini gösteriyor. İkincisi, yüksek enerji fiyatları. Petrolün 102 doların üzerinde olması Avrupa açısından aynı anda hem büyümeyi yavaşlatan hem de enflasyonu artıran bir gelişme.

Üçüncüsü, bugün açıklanacak Euro Bölgesi eylül enflasyonu. Ağustos ayında % 3,2 olan yıllık enflasyonun enerji fiyatları nedeniyle yeniden hızlanması bekleniyor. Beklentinin üzerinde gelecek bir veri ECB’nin yeni faiz artırımına gitme ihtimalini güçlendirebilir.

Bugün Euro Bölgesi eylül ayı öncü enflasyonu açıklanacak. Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya’dan gelen yüksek enflasyon göstergeleri, bölge genelinde yukarı yönlü risk yaratıyor. Beklentinin üzerinde gelecek bir manşet veya çekirdek enflasyon: Avrupa tahvil faizlerini yükseltebilir, ECB faiz artırım beklentisini güçlendirebilir,

Banka hisselerine ilk aşamada destek verebilir, Gayrimenkul, otomotiv ve faiz hassas sektörleri baskılayabilir, Euro üzerindeki tepkiyi karmaşıklaştırabilir. Normal şartlarda yüksek enflasyon euroyu destekleyebilir. Ancak Fransa’nın mali riski ve enerji şoku ağır basarsa, tahvil faizleri yükselirken euro yine zayıf kalabilir. Bu, Avrupa için en olumsuz fiyatlama kombinasyonudur.

Brent petrol bu sabah yaklaşık 102,28 dolar, WTI ise 92,68 dolar seviyesinde. Petrolde birbirine zıt iki fiyatlama bulunuyor. Bir tarafta Suudi Arabistan’ın ihracatındaki toparlanma ve ABD’nin Avrupa’dan stratejik dizel stoklarını kullanmasını istemesi fiyatı sınırlıyor. Diğer tarafta: ABD’nin Körfez’e ek askerî güç göndermesi, ABD–İran geriliminin yeniden yükselmesi, Çin’in ekim ayında petrol ürünü ihracatını durdurması, Küresel dizel arzındaki sıkışıklık petrolün 100 doların üzerinde kalmasına neden oluyor.

Bugünün en önemli gündemi ise 15.30’da açıklanacak olan ABD istihdam raporu. Bu veri yalnızca hisse senetlerini değil; tahvil faizlerini, dolar endeksini, altını, petrolü ve gelişmekte olan ülke varlıklarını aynı anda etkileyebilecek güçte. Eylül ayında 90 bin kişilik istihdam artışı ve % 4,1 işsizlik bekleniyor. Fakat manşet rakamdan daha kritik olan ücret artışı olacak. Ücretlerin beklenenden güçlü gelmesi, dün 77,9’a sıçrayan ISM fiyat endeksiyle birleşirse Fed’in aralık ayında yeniden faiz artırabileceği beklentisini güçlendirebilir. Bu da tahvil faizleri ve doları yukarı, teknoloji hisseleri ile altını aşağı çekebilir.

Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.

Kaynaklar

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi değildir.

İstanbul Enflasyonu Dezenflasyon Sürecinde Kalıcı Normalleşme İçin Hizmet Fiyatlarında Sıkı Maliyet Aktarımı Devam Ediyor · Mercek akışına dön