Piyasalar
Küresel baskı ve fon krizi etkisi piyasalarda temkinli ralliyi zorluyor
Kısaca
Küresel piyasalarda tahvil faizlerindeki yükseliş ve petrol fiyatlarındaki artış temkinli bir başlığı destekliyor; Fed’in sıkı duruşu riskleri canlı tutuyor Güçlenen kamu borcu endişesi ve yapay zekâ yatırımlarının borçla finanse edilmesi uzun vadeli maliyetleri yukarı taşıyor Dolar güç kazanırken dikkatler 28 Ekim toplantısına ve aralıkta olası faiz artışına odaklanacak; izlenecek noktalar belirlenecek
Ana mesele
Küresel borçlanma maliyetleri yükselirken yatırımcı güveni zayıflıyor ve piyasalarda dalgalanmalar güçleniyor
Ne değişti?
Fed tutanakları enflasyonu risk olarak gördüğünü vurguluyor; aralıkta faiz artışı ihtimali masada kalıyor
Beni nasıl etkiler?
Yatırımcılar için risk iştahında daralma ve varlık sınıflarında kısa vadeli satış baskısı sürüyor
Ne oldu?
Küresel piyasalar tahvil faizleri ve enerji maliyetlerindeki baskılarla toparlanıyor.
Neden şimdi?
Fed tutanakları ve borçlanma maliyetlerindeki artışlar, risk iştahını sınırlandırıyor.
Neden önemli?
Kamu-özel borçlanma rekabeti maliyetleri yükselterek finansal koşulları sıkılaştırıyor.
Kimler etkileniyor?
- Yatırımcılar ve kurumsal borçlanma yoluyla finansman kullanan şirketler
- Hisse senedi ve sabit getirili varlıklar için yatırımcı talebi
- Enerji ve teknoloji hisselerinde volatilite artıyor
- Kamu borçlanma maliyetleri küresel kredi piyasasını etkiliyor
Sektör ve piyasa etkisi
Kamu-özel borçlanma rekabetinin artması, uzun vadeli borçlanma maliyetlerini yukarı çekebilir ve riskten kaçılağı olan varlıklarda satış baskısını güçlendirebilir.
Riskler
- Enflasyon baskısının sürmesi
- Faizlerin beklenenden uzun süre yüksek kalması
- Piyasa likiditesinin daralması
Takip edilmesi gerekenler
- 28 Ekim toplantısında faiz kararı
- Aralık faiz artışı ihtimalinin değişimi
- ABD 10 yıllık tahvil faizindeki hareketler
- Küresel enerji fiyatlarındaki gelişmeler
Haberin tamamı
Küresel piyasalar güne tahvil faizlerindeki yükseliş, petrol fiyatlarındaki yeni sıçrama ve Fed’in şahin tutanakları nedeniyle temkinli başlıyor. ABD’nin 10 yıllık tahvil ihalesine güçlü talep gelmesi kısa süreli rahatlama sağladı; ancak yapay zeka yatırımlarının giderek daha fazla borçlanmayla finanse edilmesi ve küresel kamu borcu endişeleri, uzun vadeli faizleri yüksek tutuyor.
ABD ve Avrupa vadeli endekslerindeki görünüm şimdilik sert bir riskten kaçışa işaret etmese de Asya piyasalarındaki satışlar, yatırımcıların yüksek faiz ve artan enerji maliyetlerinden rahatsız olduğunu gösteriyor
ABD vadelilerinde S&P 500 ve Nasdaq kontratları yaklaşık % 0,1 ekside; Dow Jones vadeli kontratları ise yataya yakın hafif negatif seyrediyor. Avrupa tarafında Euro Stoxx 50, DAX ve FTSE 100 vadelileri büyük ölçüde yatay. Ancak vadelilerdeki sakin görüntü yanıltıcı olabilir. ABD 10 yıllık tahvil faizinin % 5,30 çevresinde kalması ve petrol fiyatlarının yükselişini sürdürmesi durumunda, özellikle teknoloji ve yüksek değerlemeli büyüme hisselerinde satış baskısı güçlenebilir.
Asya piyasalarında daha belirgin bir riskten kaçış var. Japonya’da Nikkei yaklaşık % 1,1, Güney Kore piyasası % 2,1 ve Japonya dışı MSCI Asya Pasifik endeksi yaklaşık % 1,2 geriliyor. Buradaki satışların temelinde yalnızca Fed’in sıkı para politikası mesajları bulunmuyor. Büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımlarını giderek daha fazla borçlanmayla finanse etmeye yönelmesi, küresel kredi piyasasında yeni bir arz baskısı yaratıyor. Kamu tahvilleriyle şirket tahvillerinin aynı yatırımcı kaynağı için rekabet etmesi, uzun vadeli borçlanma maliyetlerinin yüksek kalmasına neden olabilir.
Fed’in eylül toplantısına ait tutanaklar, üyelerin büyük bölümünün enflasyonu ekonomik görünüm açısından hala en önemli risk olarak gördüğünü ortaya koydu. Çoğu üye yıl sonuna kadar ilave bir faiz artışına açık olmakla birlikte, tutanaklar arka arkaya gelecek yeni bir sıkılaşma serisine işaret etmiyor. Piyasa şu aşamada 28 Ekim toplantısında faizin sabit tutulmasını, aralık ayında ise 25 baz puanlık yeni bir artış ihtimalinin masada kalmasını fiyatlıyor. Bu görünüm doların güçlü kalmasına neden oluyor. Dolar endeksi 102,25 civarında ve yaklaşık 18 ayın en yüksek bölgesinde bulunuyor. Euro ise hem doların gücü hem de Fransa’nın bütçe ve borç sürdürülebilirliğine ilişkin kaygılar nedeniyle 17 ayın dip bölgesine gerilemiş durumda. Fransa tahvillerindeki satışların İtalya ve Yunanistan gibi yüksek borçlu ülkelere yayılması, yatırımcıların konuyu yalnızca Fransa’ya özgü değil, daha geniş bir Avrupa mali riskinin parçası olarak gördüğünü gösteriyor.
ABD’nin dün gerçekleştirdiği 39 milyar dolarlık 10 yıllık tahvil ihalesine güçlü talep gelmesi piyasalar açısından olumlu bir gelişmeydi. İhale öncesinde % 5,35–5,36 seviyelerine çıkan 10 yıllık tahvil faizi, güçlü talebin ardından % 5,28 civarına geriledi. Ancak bu sabah yeniden % 5,30 çevresinde seyrediyor. Dolayısıyla ihale, kısa vadeli bir rahatlama sağladı fakat tahvil piyasasındaki yapısal baskıyı ortadan kaldırmadı. ABD’nin artan bütçe finansmanı ihtiyacı ve teknoloji şirketlerinin büyük ölçekli borçlanma planları, uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde düşmesini zorlaştırıyor.
Emtia tarafında günün en kritik gelişmesi petrol fiyatlarındaki yükseliş. Körfez’de ticari gemilere yönelik saldırıların artmasıyla Brent petrol % 2’nin üzerinde değer kazanarak 102,30 dolara, WTI ise 89,80 dolar civarına yükseldi. Bu hareket yalnızca bir enerji piyasası gelişmesi olarak görülmemeli. Petrolün 100 dolar üzerinde kalması küresel enflasyon beklentilerini yükseltir, merkez bankalarının faiz indirimi alanını daraltır ve enerji ithalatçısı ülkelerin cari dengesini de bozar
BIST 100 dün %2,03 düşüşle 12.122,94 puandan kapandı. Endeks gün içerisinde 12.048 ile 12.390 arasında hareket etti ve kısa vadeli görünüm açısından önemli olan 12.300 desteğini aşağı yönlü kırdı. Satışların yalnızca küresel piyasalardaki zayıflıktan kaynaklandığını söylemek doğru olmaz. Fon tasfiye süreci, küçük ve orta ölçekli hisselerdeki likidite sorunu, yükselen petrol fiyatları ve küresel tahvil faizlerindeki artış, endeks üzerindeki baskıyı birlikte artırıyor.
TCMB’nin fon piyasasına sağladığı likidite desteği ve FTSE’nin Türkiye’nin “Advanced Emerging” statüsünü koruması sistemik riskleri azaltıyor. Ancak bu gelişmeler henüz geniş tabanlı ve kalıcı bir yabancı yatırımcı girişini başlatacak ölçüde güçlü değil. Yabancı yatırımcı açısından belirleyici unsurlar dezenflasyonun devamlılığı, TCMB’nin politika güvenilirliği, kur istikrarı ve küresel faizlerin seyri olmaya devam edecek
TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın önceki gün temel mesajı, sorunlu fonlarda yaşanan gelişmelerin finansal sistemin tamamına yayılmadığı ve şu aşamada sistemik bir risk görülmediği yönündeydi. Karahan, 17 Eylül’den sonra fon piyasasında başlayan dalgalanmanın özellikle sağlıklı para piyasası fonlarına ve bankacılık sistemine sıçramaması için TCMB’nin hedefli likidite tedbirleri aldığını açıkladı. Bu kapsamda TCMB: - Repo fonlamasını 300 milyar TL’ye yükseltti. - Bankaların TCMB’den borçlanma limitlerini 10 kat artırdı. - Teminatlara uygulanan iskonto oranlarını düşürdü. - Bankaların bloke olarak tutmak zorunda olduğu TL zorunlu karşılıklarda rahatlama sağladı. - Tahvil piyasasındaki zorunlu satışları sınırlamak amacıyla tahvil alımlarını hızlandırdı.
Bu adımların amacı sorunlu fonların zararını Merkez Bankası kaynaklarıyla karşılamak değil, fonlardan çıkan yatırımcıların yarattığı nakit ihtiyacının tahvil ve para piyasasında zincirleme bir satış dalgasına dönüşmesini engellemekti. Karahan’ın verdiği bilgiye göre, fonlardan çıkan paranın önemli bölümü bankalara geçti ve mevduatlarda yaklaşık 800 milyar TL artış oluştu. Bu hareket, finansal sistemden büyük bir para çıkışı yaşanmadığını; paranın fonlardan mevduata doğru yer değiştirdiğini gösteriyor.
Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.
Kaynaklar
Küresel baskı ve fon krizi etkisi piyasalarda temkinli ralliyi zorluyor · Mercek akışına dön