Piyasalar

Küresel Piyasalarda Sınırlı Faiz İndirimi ve Petrol Fiyatlarıyla Belirsiz Büyüme Eğilimi

Kısaca

Dow Jones 51.231 puanda kapandı; S&P 500 7.765, Nasdaq 27.193 puana geriledi. Brent petrol 103 doların üzerinde seyrediyor; enerji şirketleri destek buluyor. ABD’nin 30 yıllık tahvil ihalesine güçlü talep geldi; yapay zeka yatırımlarındaki finansman baskısı sürüyor.

Ana mesele

ABD tahvil faizlerindeki sınırlı gerileme ile petrol fiyatları arasındaki dengesizlik, küresel piyasalarda karışık görünüm oluşturuyor

Ne değişti?

Yapay zeka yatırımlarının finansmanı ve bunun getirdiği belirsizlik öne çıkıyor

Beni nasıl etkiler?

Küresel piyasalardaki belirsizlik yatırım kararlarını etkileyebilir

Ne oldu?

ABD vadelileri sınırlı pozitif seyretti; Avrupa vadeli endekslerde yatay görünüm var.

Neden şimdi?

Yapay zeka yatırım maliyetleri ve finansman yapısı gündemdeki kilit konu oldu.

Neden önemli?

Küresel yatırım akışları ve teknoloji/hızlı büyüyen sektörlerin finansmanı baskılanabilir.

Kimler etkileniyor?

  • teknoloji ve yarı iletken şirketleri
  • enerji hisseleri
  • yatırımcılar ve portföy yöneticileri

Sektör ve piyasa etkisi

Kâr marjları ve finansman maliyetlerinde baskı olası

Riskler

  • yapay zeka yatırımlarının gelir dönüşümünün yavaşlaması
  • tahvil faizlerindeki hareketlerin volatilitesi
  • enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar

Takip edilmesi gerekenler

  • OpenAI gelir büyüme beklentileriyle karşılaştırmalı analiz
  • 10 yıllık tahvil faizinin yönü
  • yeniden dengelenen yatırım bütçeleri ve sermaye akışları

Haberin tamamı

Küresel piyasalar haftanın son işlem gününe, ABD tahvil faizlerindeki sınırlı gerilemenin sağladığı rahatlama ile yüksek petrol fiyatları ve yapay zeka yatırımlarının finansmanına ilişkin kaygılar arasında sıkışmış bir görünümle başlıyor. ABD vadelileri bu sabah sınırlı pozitif seyrederken Avrupa vadelilerinde yatay ve temkinli bir fiyatlama var. Asya piyasalarında ise teknoloji hisselerinin öncülüğünde satış baskısı devam ediyor.

Dün Wall Street’te endeksler arasında belirgin bir ayrışma yaşandı. Dow Jones % 0,10 yükselerek 51.231 puandan kapanırken, S&P 500 % 0,47 düşüşle 7.765 puana, Nasdaq ise % 1,25 kayıpla 27.193 puana geriledi. Teknoloji ve yarı iletken şirketlerindeki satışlar Nasdaq’ı baskılarken, yükselen petrol fiyatları enerji şirketlerini destekledi.

ABD vadelileri sabah saatlerinde önceki günkü kayıpların ardından sınırlı tepki alımlarına işaret ediyor: S&P 500 vadeli kontratları yaklaşık % 0,1–0,2 pozitif, Dow Jones vadelileri yaklaşık 100 puan artıda, Nasdaq 100 vadelileri ise teknoloji hisselerindeki kırılganlık nedeniyle yatay–sınırlı pozitif seyrediyor. Avrupa vadelilerinde Euro Stoxx 50, DAX ve FTSE 100 tarafında yataya yakın bir görünüm bulunuyor. Ancak Fransa’nın bütçe ve borç sürdürülebilirliği konusundaki endişeler ile Brent petrolün 103 doların üzerinde kalması, Avrupa’daki tepki alımlarının güçlenmesini engelliyor.

Wall Street’teki satışın merkezinde yapay zeka yatırımlarının karlılığı ve finansman yapısı bulunuyor. OpenAI’ın yıllıklandırılmış gelirinin daha önce işaret edilen seviyeden yaklaşık 20 milyar dolar daha düşük olduğuna ilişkin haberler, yapay zeka şirketlerinin yatırım harcamalarının ne ölçüde gelir ve nakit akışına dönüşeceği konusunda soru işaretleri yarattı. Broadcom, Oracle ve SpaceX gibi şirketlerin yüksek kapasiteli yapay zeka çiplerini satın almak için onlarca milyar dolarlık yeni finansman arayışına girmesi de bu kaygıyı büyütüyor. Broadcom % 4,4, Oracle % 5,5 ve Micron % 4,8 gerilerken yarı iletken endeksindeki kayıp % 3,4’e ulaştı.

ABD’nin 30 yıllık tahvil ihalesine beklenenden güçlü talep gelmesi, tahvil piyasasında kısa vadeli bir rahatlama yarattı. İhale sonrasında ABD 10 yıllık faizi yaklaşık 5 baz puan gerileyerek % 5,23; 30 yıllık faiz ise % 5,60–5,66 bandına çekildi. 30 yıllık ihalede dolaylı yatırımcıların payının % 72,3 seviyesinde gerçekleşmesi, yabancı ve kurumsal yatırımcı talebinin güçlü olduğunu gösteriyor. Ancak başarılı ihaleler tahvil piyasasındaki yapısal sorunu ortadan kaldırmış değil. ABD’nin artan kamu borcu, yüksek bütçe açığı ve teknoloji şirketlerinin büyük ölçekli borçlanma planları, uzun vadeli sermaye için yoğun bir rekabet yaratıyor. Dolayısıyla % 5’in üzerindeki uzun vadeli faizler geçici bir dalgalanmadan çok yeni bir finansman rejiminin işareti olabilir. Fed tarafında ekim ayında faizlerin sabit tutulması ana senaryo olmaya devam ediyor. Ancak aralık toplantısında yeni bir faiz artışı ihtimali güçlü. Fed üyelerinin açıklamaları da ilave sıkılaşmanın gerekebileceğine, fakat zamanlamanın gelen verilere bağlı kalacağına işaret ediyor.

Asya piyasaları haftanın son işlem gününde genel olarak negatif: Nikkei 225 % 1’in üzerinde geriliyor. Japonya dışı MSCI Asya Pasifik endeksi yaklaşık % 0,2 ekside. Asya’daki zayıflığın temelinde yüksek enerji maliyetleri, küresel tahvil faizleri ve yapay zeka yatırımlarının finansmanına ilişkin kaygılar bulunuyor.

Avrupa piyasalarının ana gündemi Fransa olmaya devam ediyor. Yatırımcılar ülkenin yüksek borç yükünü, bütçe açığını ve 2027 cumhurbaşkanlığı seçimi öncesindeki siyasi belirsizliği fiyatlıyor. Fransız tahvil faizlerindeki yükseliş yalnızca Fransa’yı değil, İtalya ve Yunanistan gibi yüksek borçlu Euro Bölgesi ülkelerini de etkiliyor. Bu nedenle mesele bir ülke riskinden çok Avrupa’nın mali disiplin ve borç sürdürülebilirliği sorunu olarak algılanmaya başladı. Euro/dolar paritesi 1,122 civarında ve euro yaklaşık beşinci haftalık kaybına ilerliyor. ABD tahvil faizlerinin yüksek kalması doları desteklerken Fransa kaynaklı mali riskler euro üzerinde ilave baskı yaratıyor. Avrupa tahvil piyasasında güvenin kalıcı olarak toparlanması için siyasi söylemlerden çok uygulanabilir bütçe kesintileri, açık hedefleri ve borçlanma programları görülmesi gerekiyor.

TCMB’nin dün açıkladığı 25 Eylül–2 Ekim haftasına ilişkin Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri, yabancı yatırımcının hem hisse hem tahvil tarafında net satıcıya döndüğünü gösterdi. Verinin ana mesajı, fon tasfiyelerinin yarattığı iç satış baskısına aynı hafta küresel yatırımcı kaynaklı çıkışın da eklenmiş olmasıdır. Yurt dışında yerleşik yatırımcılar, fiyat ve kur etkisinden arındırılmış olarak: Hisse senetlerinde 189,9 mn usd, Devlet İç Borçlanma Senetlerinde 484,7 mn usd, Özel sektör borçlanma araçlarında 60 milyon dolar net satış yaptı.

Verinin dikkat çekici tarafı, hisse satışından çok 484,7 milyon dolarlık devlet tahvili satışı. Böylece yabancı yatırımcının tahvil tarafındaki çıkışı üst üste üçüncü haftaya taşındı. Bir önceki hafta da repo hariç DİBS piyasasında yaklaşık 410 milyon dolarlık satış gerçekleşmişti. Yabancı açısından Türk tahvilinin getirisi yalnızca kupon faizinden oluşmuyor. Kur değişimi, enflasyon beklentisi ve küresel risksiz faiz birlikte değerlendiriliyor. ABD 10 yıllık tahvil faizi % 5,20–5,30 bandına yükseldiğinde Türk tahvillerinin sunduğu ek getiri daha az cazip hale gelebiliyor. Ayrıca TCMB’nin faiz indirimine devam edeceği beklentisi daha önce tahvil fiyatlarını yükseltmişti. Bu nedenle bazı yabancı yatırımcıların, fiyatların yükseldiği dönemde oluşan kazancı realize ederek pozisyonlarını azaltmış olması da mümkün.

Brent petrol, dün Orta Doğu’daki tanker saldırıları ve Meksika Körfezi’ndeki üretim kesintileri nedeniyle % 4,1 yükseldi. Bu sabah ise Başkan Trump’ın ABD’nin ara seçimlerden önce İran’a saldırmayacağı yönündeki açıklaması sonrasında %1,46 ekside. Brent yaklaşık 102,7–102,8 dolar, WTI ise 91 dolar civarında seyrediyor.

Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.

Kaynaklar

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi değildir.

Küresel Piyasalarda Sınırlı Faiz İndirimi ve Petrol Fiyatlarıyla Belirsiz Büyüme Eğilimi · Mercek akışına dön