Ekonomi

Rüzgar enerjisinin doğal gaz ithalatında tasarruf potansiyeli: yaklaşık 4 milyar dolar yıllık etkisi

Kısaca

Rüzgâr enerjisi, Türkiye’nin doğal gaz ithalatında yıllık yaklaşık 4 milyar dolar tasarruf sağlayabilir (TRT Haber). KŞüphe yok: 1000 megavat rüzgar kapasitesiyle yıllık yaklaşık 250 milyon dolar tasarruf hesaplanıyor. Türkiye’nin 16 gigavatı aşan kapasitesi olumlu etki yaratıyor. Piyasa için: kapasite artışı yatırım ve maliyet dinamiklerini etkiler; izlenecek nokta, kapasite artışının gerçekleşmesini ve maliyet tasarruflarının yansıtılmasını izlemek

Ana mesele

Rüzgar enerjisinin doğal gaz ithalatında kayda değer tasarruf sağlama potansiyeli

Ne değişti?

Kapasite artışı ve pay artışıyla potansiyelin güçlenmesi

Beni nasıl etkiler?

Enerji maliyetleri ve arz güvenliği üzerinde olumlu etki

Ne oldu?

Rüzgar enerjisi kapasitesinin büyümesi ve olumlu maliyet etkileri belirtildi.

Neden şimdi?

Rusya-Ukrayna savaşı sonrası arz güvenliği ve enerji maliyetlerinin gündemde baskın olması

Neden önemli?

Doğal gaz ithalatını azaltarak cari açığı ve enerji güvenliğini etkiler

Kimler etkileniyor?

  • Türkiye enerji maliyeti ve arz güvenliği odaklı kararlar alan sektörler
  • yeni yatırımlar yapan enerji şirketleri

Sektör ve piyasa etkisi

Enerji maliyetleri ve ithalat bağımlılığıyla ilgili pazarlarda olumlu etki

Riskler

  • Piyasa fiyat dalgalanmaları
  • teknik kapasite hedeflerinin gecikmesi
  • politika değişiklikleri

Takip edilmesi gerekenler

  • Kapasite artışının uygulanması
  • tasarrufların maliyetlere yansıması
  • ve politik desteklerin sürmesi

Haberin tamamı

[Fotoğraf: AA Arşiv] Anadolu Ajansı (AA) Enerji Terminali Programı'na konuk olan Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, Türkiye'nin son birkaç yılda elektrik üretiminin yüzde 40'ından fazlasını yenilenebilir kaynaklardan karşıladığını, bu yılın 8 ayında ise elektrik üretiminde bu oranın yüzde 60'ı aştığını kaydetti.

Rüzgar enerjisinin öneminin Rusya-Ukrayna Savaşı ve ardından Orta Doğu'daki çatışmalarla arz güvenliği eksenine kaydığını dile getiren Erden, rüzgar enerjisinin ithalata, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş güzergahlarına ve ambargolara bağlı olmamasının önemli bir arz güvenliği avantajı sağladığını ifade etti.

Erden, yüksek rüzgar enerjisi potansiyeli ve coğrafi konumunun sunduğu avantajlarla son yıllarda Türkiye'nin rüzgar enerjisi sektörünü büyüttüğünü belirterek, "Üç tarafı denizlerle çevrili iki yarımadadan oluşan Türkiye, yüksek rüzgar enerjisi potansiyelini değerlendirmeye yönelik adımlarını özellikle 2009-2010'dan itibaren hızlandırdı. Bu alandaki yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor." diye konuştu.

Küresel rüzgar enerjisi kurulumlarında geçen yıl 165 bin megavatlık ilave gerçekleştiğini, bunun 2 bin megavatının Türkiye'de kaydedildiğini belirten Erden, şöyle devam etti:

"Küresel rüzgar enerjisi kurulumlarının yaklaşık yüzde 1,2'si Türkiye'de gerçekleşti. Türkiye ekonomisi küresel ekonominin yüzde 1'ini oluşturuyor. Rüzgar kurulumlarındaki payımız, küresel ekonomideki payımızın üzerinde gerçekleşti. Türkiye'nin 126 bin megavatlık toplam elektrik kurulu gücü içinde karasal rüzgar enerjisinin elektriksel kurulu gücü Ekim sonu itibarıyla 15 bin 900 megavata ulaşırken, rüzgarın Ağustos 2026 elektrik üretimindeki payı da yaklaşık yüzde 13 seviyesinde bulunuyor. 20 yıl önce bu oranın çok sınırlı olduğu düşünülürse, rüzgar enerjisi Türkiye'nin elektrik arzına önemli katkı sağlıyor."

Erden, Türkiye'de kurulan her 1000 megavatlık rüzgar enerjisi kapasitesinin doğal gaz ithalatını güncel enerji fiyatları üzerinden yapılan hesapla yıllık yaklaşık 250 milyon dolar azaltma imkanı sağladığını vurgulayarak, "Türkiye'nin 16 gigavatı aşan mekanik rüzgar kapasitesi, güncel enerji fiyatları üzerinden yapılan hesapla doğal gaz ithalatında yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık tasarruf imkanı sağlıyor. Yerli doğal gaz üretiminin artması ve yenilenebilir enerji kapasitesinin genişlemesiyle uzun vadede ithalat faturasının düşmesi bekleniyor. Türkiye'nin otomotiv başta olmak üzere birçok sektördeki sanayi birikimi, rüzgar enerjisi alanında önemli bir üretim altyapısının oluşmasını sağladı. Özellikle 2009-2010'dan itibaren yerli aksam destekleriyle gelişen sektör, İzmir'den Balıkesir, Bursa ve Yalova üzerinden İstanbul'a uzanan bir sanayi kümelenmesi oluşturdu. Türkiye, rüzgar enerjisi sektöründe küresel üreticilerin tedarik zincirlerinde önemli bir konuma ulaşırken rüzgar türbini, bileşenleri ve ham madde ihracatından yıllık 2-2,5 milyar dolar gelir elde ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Erden, Ağustos 2026'da Türkiye'deki elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 13'ünün rüzgardan karşılandığını, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projelerinde kullanılan türbinlerde yerlilik oranının yüzde 65'e ulaştığını ifade etti.

Rüzgar enerjisi sektöründe yatırımlarla beraber istihdama da katkı sağlandığına işaret eden Erden, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'de 5 kule üreticisi ve 2 kanat üreticisi bulunurken, yeni yatırımlarla kanat fabrikası sayısının 3 çıkması bekleniyor. Jeneratör, motor, kule içi bileşenler ve kanat ham maddeleri üreten tesisler, rüzgar sektörünün yanı sıra savunma sanayisi gibi farklı alanlara da katkı sağlıyor. Türkiye'de rüzgar enerjisi sektöründe yaklaşık 30 bin kişi çalışırken, sanayicilerin yüzde 75'i önümüzdeki 3 yılda kapasite artışı veya yeni yatırım planlıyor. Bu yatırımların özellikle nitelikli teknisyen ve beyaz yakalı çalışanlara yönelik istihdamı artırması bekleniyor."

Erden, YEKA projeleriyle yerli sanayinin desteklenmesi ve her yıl en az 2 bin 500 megavatlık rüzgar ve güneş kapasitesinin yatırımcılara sunulmasının hedeflendiğini, uzun vadeli hedeflerin ve düzenli kapasite tahsislerinin yatırımcı güvenini artırarak sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sağladığını söyledi.

Ulusal Enerji Planı ile yenilenebilir enerjinin Türkiye'nin enerji stratejisinin merkezine alındığını ve 2024'te rüzgar ve güneş enerjisinde 2035 kurulu güç hedefinin 120 gigavata yükseltildiğini anımsatan Erden, şöyle devam etti:

"Rüzgar ve güneşte toplam 120 gigavatlık kurulu güç hedefi içinde TÜREB olarak rüzgarın 48 gigavata ulaşmasını hedefliyoruz. Türkiye, geçen yıl Avrupa'da en fazla yeni karasal rüzgar kurulumu gerçekleştiren ikinci ülke olurken, kurulu güçte altıncı rüzgar sanayisinde ise beşinci sırada bulunuyor. Denizüstü rüzgar projelerinin de sektörün büyümesini desteklemesi bekleniyor. Öte yandan, küresel rüzgar enerjisi tedarik zincirinin yüzde 70'ten fazlasının Çin'e bağlı olması, ABD ve Avrupa ile Çin arasındaki ekonomik rekabeti enerji sektöründe daha önemli hale getiriyor. Türkiye, bu rekabet ortamında özellikle Avrupa için alternatif tedarikçilerden biri olarak öne çıkıyor."

Erden, Türkiye'nin 2035'e kadar rüzgar ve güneş enerjisinde 120 gigavat kurulu güce ulaşabilmesi için her yıl yaklaşık 8 bin megavatlık yeni kapasite kurması gerektiğini belirtti.

TÜREB olarak vurguladıkları 48 gigavatlık rüzgar kapasitesine ulaşıldığında rüzgardan elektrik üretiminin yaklaşık üç katına çıkacağını, mevcut fiyat ve üretim varsayımlarıyla doğal gaz ithalatında önlenen tutarın yıllık yaklaşık 10-12 milyar dolar seviyesine ulaşabileceğini belirten Erden, şunları kaydetti:

Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.

Kaynaklar

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi değildir.

Rüzgar enerjisinin doğal gaz ithalatında tasarruf potansiyeli: yaklaşık 4 milyar dolar yıllık etkisi · Mercek akışına dön