Ekonomi
TCMB döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem başladı: taahhüt kaldırıldı ve katma değer odaklı yaklaşım ön plana çıktı
Kısaca
Döviz dönüşüm desteğinde 1 Ekim’de yeni dönem başladı; taahhüt kaldırıldı, destek artık katma değere bağlandı; yıllık destek sınırı 100 milyon TL olarak belirtildi ve yüzde 10’luk döviz pozisyonu kısıtı yeni sistemin unsurları arasında yer alıyor Sektör temsilcileri destek oranının artırılması, tavanın yükseltilmesi ve bürokrasi azaltılması taleplerinde bulunuyor Sonuç olarak ihracatçı birlikleri ve sanayi çevreleri desteğin etkisini izleyerek revizyonlar bekliyor; finansman yükünün hafiflemesi ve rekabet gücünün artması öngörülüyor
Ana mesele
Döviz dönüşüm desteğinde taahhüt kaldırıldı; destek katma değere bağlanarak firmalara yönlendirilecek.
Ne değişti?
Taahhüt kaldırıldı; destek oranı ve kriterler katma değerle ilişkilendirilecek şekilde yeniden tasarlandı.
Beni nasıl etkiler?
İhracatçıların finansman yükü hafifleyebilir; rekabet gücü ve maliyet yapısı etkilenebilir.
Ne oldu?
Döviz dönüşüm desteğinin yeni dönemi 1 Ekim’den itibaren uygulanmaya başlandı.
Neden şimdi?
Kur ve maliyet baskılarının sürdüğü dönemde destek mekanizmasının revize edilmesi gereği doğdu.
Neden önemli?
Katma değer odaklı destek, ihracatçıların verimlilik ve rekabet gücünü doğrudan etkileyebilir.
Kimler etkileniyor?
- İhracatçı birlikleri
- İhracatçı firmalar
Sektör ve piyasa etkisi
Döviz konvertisyonu ve katma değer odaklı destek, ihracat finansmanı ve maliyet yapısını değiştirir
Riskler
- Destek hesaplamasında adalet ve kapsayıcılık konuları
- Uygulama bürokrasi azaltılmalı
Takip edilmesi gerekenler
- Destek oranı ve tavanın ilerleyen dönemde nasıl değişeceği
- Kriterlerin uygulanabilirliği ve izlenmesi
Haberin tamamı
<p><strong>İMAM GÜNEŞ - VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihracatçıların yurt dışı kaynaklı dövizlerini Türk lirasına dönüştürmelerini teşvik etmek amacıyla uyguladığı döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem 1 Ekim’de başladı. Yeni sistemle bir ay boyunca döviz almama taahhüdü kaldırılırken, firmaların döviz pozisyonu ve yarattıkları katma değer destekten yararlanmada daha belirleyici hale geldi. Firma başına yıllık destek 100 milyon TL ile sınırlandırılırken, likit döviz varlıklarına yönelik yüzde 10’luk kriter de yeni sistemin önemli unsurları arasında yer aldı.</p>
<p>Yeni uygulamayı EKONOMİ’ye değerlendiren ihracatçı birlikleri ve sektör temsilcileri, döviz almama taahhüdünün kaldırılmasını ve desteğin katma değerle ilişkilendirilmesini genel olarak olumlu karşılarken, sistemin bazı noktalarında ‘ince ayar’ yapılması gerektiğine dikkat çekti. Sektörlerden destek oranının yüzde 3’ün üzerine çıkarılması, 100 milyon TL’lik tavanın yükseltilmesi veya kaldırılması, yüzde 10’luk döviz pozisyonu sınırının esnetilmesi ve bürokrasinin azaltılması yönünde talepler geldi. Özellikle yüksek ihracat yapan, ithalat bağımlılığı düşük ve işçilik payı sınırlı firmalar açısından katma değer hesabının desteğin etkisini azaltabileceği belirtilirken, sabit destek tavanının da farklı büyüklükteki ihracatçıları aynı limite tabi tuttuğuna dikkat çekildi. İhracatçılar, yeni sistemin sahadaki sonuçlarının izlenerek gerekli revizyonların yapılmasını isterken, kur ve maliyet baskısının sürdüğü mevcut koşullarda desteğin finansman yükünü daha fazla hafifletecek bir yapıya kavuşturulması beklentisini dile getirdi.</p>
<p>İhracatçıların yeni sisteme ilişkin değerlendirme ve beklentileri şöyle:</p>
<h2>“DESTEK ORANININ ARTTIRILMASINI TALEP EDİYORUZ” </h2>
<p>■ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı: “Otomotiv endüstrisi olarak küresel rekabetin son derece çetin geçtiği, yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarının hız kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte ihracatçımızın finansman yükünü hafifl etecek, öngörülebilirliği artıracak her adımı son derece kıymetli buluyoruz. Son yapılan değişimle birlikte ihtiyaca göre döviz alımının önünün açılmasını pozitif bir adım olarak görüyoruz fakat doviz pozisyon sınırının yüzde 10 oran ile sınırlandırılması yerine bu değerin yüzde 15 seviyesine çıkartılmasının şirketlere rahatlık getireceğini düşünüyoruz. Eski durumda işlemlerin 3 aylık mali verilere göre kontrol edilirken yeni durumda bürokrasinin arttırıldığını görüyoruz ve işlemlerin basitleştirilmesini talep ediyoruz. Biz ihracatçılar olarak üretmeye, istihdam yaratmaya, ülkemize döviz getirmeye devam ediyoruz ve edeceğiz. İhracatı desteklemek için en büyük sıkıntımız olan, enflasyon ile €/TL arasındaki dengesiz değişimin getirdiği maliyet baskısını azaltmak için, döviz dönüşüm destek oranının arttırılmasını çok önemli görüyor ve talep ediyoruz.”</p>
<h2>“100 MİLYON DOLAR SINIRLAMA BÜYÜK İHRACATÇILARIMIZI MOTİVE ETMİYOR” </h2>
<p>■ Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği (TET) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu: “Yeni sistemde yaratılan katma değer, faaliyet kârı, üretim ve istihdam gibi unsurların dikkate alınmasını olumlu buluyoruz. Ancak asıl sorun firma başına 100 milyon TL ile sınırlandırılan destek limiti. 60 milyon dolarlık ihracat yapan bir firma ile 600 milyon dolarlık ihracat yapan firmanın aynı limitten yararlanması adaletsizlik yaratıyor ve büyük ihracatçılarımızı motive etmiyor. Bu nedenle limitin en az 300 milyon TL’ye çıkarılması ya da statik bir model yerine ihracat tutarı yükseldikçe destek oranının kademeli olarak azaltıldığı bir sistem uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Küçük firmalar açısından mevcut yapı büyük ölçüde korunurken, yüksek ihracat yapan firmaların desteği azalıyor ve büyük ihracatçılar dezavantajlı duruma düşüyor. Bunun yanında düzenlemenin hesaplama ve kontrol mekanizmalarının da ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekiyor.” </p>
<h2>“İHRACATÇI İÇİN ASIL BEKLENTİ İSTİKRAR VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK” </h2>
<p>■ Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz: “Yürürlüğe giren yeni döviz dönüşüm desteği uygulamasını, ekonomi yönetimimizin ihracatçıyı gözetme ve sistemi rasyonelleştirme iradesini gösteren kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Bu dönemde desteğin yüzde kaç olacağından ziyade sistemin nasıl işleyeceği, uygulamaların sürekli değişmemesi ve kalıcı bir istikrarın sağlanması çok daha önemli. Sanayiciyi zorlayan katı taahhüt yükümlülüklerinden arındırılarak uygulamanın döviz pozisyonu esasına göre sadeleştirilmesini ve firmaların finansal hareket alanının genişletilmesini son derece olumlu buluyoruz. Desteğin firmaların yarattığı katma değerle ilişkilendirilmesi de başından beri savunduğumuz bir ilke. İthalat bağımlılığı düşük, yerli sanayi entegrasyonu yüksek ve ülkeye net döviz kazandıran üretim modellerinin teşvik sisteminde ayrıştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bununla birlikte aracılı ihracatta desteğin katma değeri üreten asıl imalatçıya aktarılması ve makine ile gemi- yat sektörlerinde bir yılı aşabilen proje bazlı işlerde müşteriden alınan avansların da döviz dönüşüm desteği kapsamına alınması önem taşıyor. Beklentimiz, ihracatçıya dış pazardaki fiyatlama ve uzun vadeli sözleşmelerini güvenle kurgulayabilmesi için en az bir yıllık net bir ufuk sunan, öngörülebilir ve istikrarlı bir teşvik ikliminin oluşturulmasıdır.”</p>
<h2>“YENİ SİSTEMİN ETKİSİNİ BİR AY SAHADA GÖZLEMLEYECEĞİZ” </h2>
Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.
Kaynaklar
TCMB döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem başladı: taahhüt kaldırıldı ve katma değer odaklı yaklaşım ön plana çıktı · Mercek akışına dön