Ekonomi
Türkiye'de sığ tahtalı hisseler ve manipülasyon iddiaları ile ABD'deki benzer halka arz etkileri
Kısaca
Sığ tahtalı hisselerde manipülasyon ve ABD'deki halka arzlarda benzer gözlemler İddialar,düşük işlem hacmi olan paylar ve bazı fonlarda yoğunlaşan ilave baskılarla ilişkilendiriliyor Fiyatlar şirketlerin temel göstergelerinden kopuyor; yatırımcılar ve piyasa aktörleri için riskler artıyor
Ana mesele
Sığ tahtalı hisselerdeki manipülasyon iddialarıyla Türk şirketleri için riskler
Ne değişti?
İddiaların ABD'deki pump and dump benzeri bir modele işaret etmesi ve Türk yatırımcılara yönelik etkilerin farklılaşması
Beni nasıl etkiler?
Okuyucuya, mevcut risklerin farkında olunması ve dikkat edilecek noktaların gösterilmesi
Ne oldu?
Kamuoyunda fon soruşturması kapsamında işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı iddiaları gündeme geldi
Neden şimdi?
Son dönemde soruşturma süreçlerinin dikkat çekmesi ve ABD'deki benzer vakaların paralellik göstermesi
Neden önemli?
Türk şirketlerinin ve yatırımcılarının mali zarar riski ile karşı karşıya kalma ihtimali yüksek
Kimler etkileniyor?
- küçük yatırımcılar
- fon katılma payı sahipleri
- fona yön veren yatırım kuruluşları
- borsa ve düzenleyici kurumlar
Sektör ve piyasa etkisi
Piyasa güveninin zayıflaması ve likidite baskısına yol açabilir
Riskler
- fiyatların temel göstergelerden sapması
- yasal sonuçlar ve soruşturmanın uzaması
- piyasa dışı baskıların artması
Takip edilmesi gerekenler
- soruşturmaların sonuçlanması
- halka arzı olan ve düşük açıklıklı paylardaki hareketler
- fondların risk taşıyıcı rolleri ve pay sahiplerine etkiler
Haberin tamamı
<p><strong>Av. AYŞE UZUN NURİLİ - <em>Penezoğlu Hukuk Bürosu Direktörü</em></strong></p>
<p>Sermaye piyasalarında son günlerin en önemli gündem maddesi, kamuoyunda "fon soruşturması" olarak bilinen süreç... İddialara göre bazı yatırım fonları, işlem hacmi sınırlı paylarda koordineli alımlar gerçekleştirerek fiyatları yapay biçimde yükseltti; artan iade talepleri karşısında ise likidite sorunu yaşandı. Soruşturma devam ediyor ve iddiaların sübutunu yargı mercileri belirleyecek. Ancak iddia konusu yöntem, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinde düzenlenen işlem bazlı piyasa dolandırıcılığının bilinen görünümlerinden biri ve yalnızca Türkiye'ye özgü değil. Basına yansıyan bilgilere göre soruşturmada incelenen paylar son üç yıl içinde halka arz edilmiş, halka açıklık oranı düşük paylar; bu payların önemli bir kısmı birkaç fonda toplanmış ve fiyatlar şirketlerin finansal durumuyla açıklanamayacak düzeylere çıkmış. İddia edilen bu örüntü, ABD'de son iki yılda küçük yabancı şirketlerin halka arzlarında yaşanan dalgayla neredeyse birebir örtüşüyor: dolaşımdaki payların dar bir çevrede toplanması, piyasanın tanıdık yatırımcılar ve ilişkili taraflarca yapılan yüksek hacimli alımlarla yönlendirilmesi, fiyatın şirketin temel göstergelerinden koparılması ve küçük yatırımcının sosyal medya üzerinden işleme çekilmesi. Ayrı bir soruşturmada da sosyal medya üzerinden yatırımcı yönlendirildiği iddiasıyla 16 kişi tutuklandı. Türkiye'deki iddiaların ayırt edici yanı ise zararın yalnızca payı doğrudan alanlara değil, bu payları taşıyan fonların katılma payı sahiplerine de yansıması. Üstelik ABD'deki model, Türk şirketlerini farkında olmadan bu düzeneğin aracı haline getirme riski de taşıyor.</p>
<p>ABD'de bu yöntemin adı "pump and dump"; Türkçeye "şişir ve sat" olarak çevrilebilecek bu yöntemde, payın fiyatı yapay yollarla yükseltiliyor, küçük yatırımcı işleme çekiliyor ve ardından payları elinde tutanların satışıyla fiyat çöküyor. Son iki yılda bu uygulamanın en yoğun örnekleri, Nasdaq'ta işlem gören mikro ölçekli ("microcap") ve piyasa değeri çoğunlukla 100 milyon doların altında kalan yabancı şirketlerin halka arzlarında yaşandı. Bloomberg'in araştırmasına göre 2023'ten bu yana yaklaşık 60 şirkette bu örüntü tespit edildi ve yaklaşık 16 milyar ABD doları tutarında piyasa değeri kaybı yaşandı.</p>
<p>Asıl mesele, ABD'nin bu dalgaya karşı aldığı tedbirlerin ağırlıklı olarak Çin bağlantılı şirketleri hedef alması. Nasdaq'ın yalnızca Çin merkezli ihraççılara uyguladığı 25 milyon dolarlık yüklenimli arz şartı, bu düzeneğin iş modelini Çin için fiilen işlemez hale getirdi. Bu düzeneği yönetenler için Çin kapısı büyük ölçüde kapanmış durumda ve bu yapıların yeni hedeflerinden biri Türkiye'deki küçük ve orta ölçekli şirketler.</p>
<p><strong>Sistem nasıl işliyor?</strong></p>
<p>Bu halka arzlarda sürecin tüm aşamaları birbiriyle bağlantılı aktörlerce yürütülüyor. Halka arzı organize eden danışman ihraççıyı buluyor ve süreci yönetiyor. Halka arza aracılık eden kurum (underwriter) çoğunlukla aynı danışmanla sürekli çalışan küçük ölçekli bir aracı kurum. Değerleme aynı çevrede hazırlanıyor ve şirketin faaliyet sonuçlarından çok toplanması hedeflenen fon tutarına göre şekilleniyor. Arzda payları edinen ilk yatırımcılar ise çoğunlukla danışmanın kendisi veya onunla bağlantılı kişiler. Paylar, gerçek faydalanıcıyı gizleyen çok sayıda paravan hesaba (nominee) dağıtılıyor ve fiili dolaşımdaki payların (free float) aslında birkaç elde toplandığı görünmez hale geliyor. Halka arzın ardından pay sosyal medyada pazarlanıyor, fiyat yükseliyor ve bu çevre satışa geçiyor.</p>
<p>Dışarıdan bakıldığında ise her şey olağan bir halka arz gibi görünüyor. Bu görünümün en önemli dayanaklarından biri de kayıt beyanında (registration statement) adı geçen bağımsız denetçi ve hukuk bürolarının varlığı.</p>
<p><strong>ABD'nin önlemleri ve somut sonuçlar</strong></p>
<p>Nasdaq, 2024'ten bu yana kotasyon kurallarını adım adım sıkılaştırdı. Mart 2024'ten itibaren halka arzı yöneten aracı kurumun Nasdaq üyesi veya sınırlı aracılık üyesi (limited underwriting member) olması şartı getirildi. 2025'te, ilk kotasyon için aranan halka açık pay değerinin yalnızca halka arzda satılan paylarla karşılanması zorunlu hale geldi; mevcut ortakların satışa sunduğu paylar artık bu hesaba katılmıyor. Aralık 2025 itibarıyla Nasdaq Capital Market'te bu asgari tutar tüm kotasyon standartlarında 15 milyon ABD Doları’na çıkarıldı. Aynı dönemde pay fiyatı on işlem günü boyunca 0,10 ABD Doları veya altında kalan şirketlerin uyum süresi tanınmadan kottan çıkarılmasına ilişkin kuralın kapsamı genişletildi. Temmuz 2026'da ise piyasa değeri 30 iş günü boyunca 5 milyon ABD dolarının altında kalan şirketlerin uyum süresi tanınmadan kottan çıkarılmasını öngören kural onaylandı; ancak kural, itirazlar üzerine durduruldu ve SEC Eylül 2026'da kuralı esastan incelemeye aldı.</p>
Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.
Kaynaklar
Türkiye'de sığ tahtalı hisseler ve manipülasyon iddiaları ile ABD'deki benzer halka arz etkileri · Mercek akışına dön