Ekonomi
Türkiye Ekonomisinde Sessiz Kriz: Erken Sanayisizleşme ve Üretimin Düşüşü
Kısaca
Olay: Türkiye'de sanayi üretiminin payı düşerken 2025 sonu itibarıyla imalat payı yüzde 15,58'e geriledi. Neden: Yüksek enflasyon ve kredi maliyetleri üreticileri yatırım yapmaktan alıkoyuyor. Sonuç: Hizmetler payı yükseliyor; kuvvetli sanayi üretimi için politika desteğine ihtiyaç var.
Ana mesele
Yüksek enflasyon ve kredi maliyetleri, imalat payını azaltarak Türkiye'de erken sanayisizleşme riskini artırıyor.
Ne değişti?
İmalat sanayinin GSYH içindeki payı 2025 sonu itibarıyla yüzde 15,58’e geriledi.
Beni nasıl etkiler?
Okuyucular için üretim gücü kaybı ve istihdam baskısının artması konusunda farkındalık yaratır.
Ne oldu?
Enflasyon ve kredi maliyetleri üretimin kârlılığını düşürdü, sanayi payı geriledi.
Neden şimdi?
Son veriler imalatın millî gelir içindeki payını azaltırken hizmetler büyümeyi sürdürüyor.
Neden önemli?
Sanayi gücü, gelecekte istihdam ve katma değerli üretimin belirleyicisidir.
Kimler etkileniyor?
- İmalat işçileri ve sanayi üretiminde çalışanlar
- İstihdam projeleri ve yatırım kararlarını etkileyen KOBİ’ler
Sektör ve piyasa etkisi
İmalat ve hizmetler arasındaki pay değişimi, sektörel krediler ve yatırım planlarında kırılmalar yaratabilir.
Riskler
- İstihdam baskısının artması
- Uzun vadede rekabet gücünün azalması
- Yatırım çekiminin düşmesi
Takip edilmesi gerekenler
- Enflasyon ve faiz politikalarının yönü
- Kamu yatırımlarının sanayiyi destekleyip desteklemeyeceği
- İmalat payındaki değişimler ve yeni yatırım akımları
Haberin tamamı
Türkiye ekonomisine damga vuran enflasyon ve faiz sorunu "erken sanayisizleşme" riskini ortaya çıkardı. Bu durum yüz binlerce insanın işsiz kalmasına ve ülkenin üretim gücünün zayıflamasına neden oluyor.
https://p.dw.com/p/5NQ5U Sanayinin farklı alanlarında on binlerce kişi işsiz kaldı Fotoğraf: HUGO BOSS AG Reklam Türkiye iş dünyası bir yandan fon depremi ile sarsılırken diğer yandan sanayide erime tehlikesi ile karşı karşıya.
Türkiye'de son yıllara damga vuran yüksek enflasyon ve faiz sorunu ile değerli TL, üretici sektörlerde "erken sanayisizleşme" riskini ortaya çıkardı.
Ekonomi literatüründe "erken sanayisizleşme", bir ülkenin katma değerli sanayi üretimine dayalı olarak yeterince zenginleşmeden, özellikle imalat sektörünün millî gelir ve istihdamdaki payının azalmaya başlaması olarak tanımlanıyor. Ekonomi dünyasında giderek daha fazla dile getirilen görüşe göre, açıklanan son veriler Türkiye'nin de bu riskle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Türkiye ekonomisi giderek daha fazla finans, konaklama, sağlık ve ulaştırma gibi hizmet sektörlerine kayarken, başta imalat olmak üzere sanayi üretiminin ülke ekonomisine katkısı azalıyor. Bu durum, yüz binlerce insanın işsiz kalmasına ve ülkenin üretim gücünün zayıflamasına neden oluyor.
Yüksek enflasyon ve kredi maliyetlerinin artışı ile sanayiciler yatırım yapmaktan çekinir hâle gelmiş durumda.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2026 ikinci çeyrek büyüme verileri ile Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri'ne göre, üretici sektörlerin millî gelirden aldığı pay son beş yıldır sürekli geriliyor. 2021'de yüzde 25,84 olan toplam sanayi sektörünün millî gelir içindeki payı, 2025 sonu itibariyle yüzde 18,47’ye düştü.
Özellikle sanayi üretiminin belkemiği olan imalat sektöründe üretim kayıpları çok daha ağır oldu. Son beş yılda imalat sanayisinin millî gelir (GSYH) içindeki payı yüzde 22,12'den yüzde 15,58'e kadar düştü. 2026 yılı ikinci çeyrek verilerine göre, toplam hizmetler sektörünün GSYH içindeki payı ise yüzde 60,94'e yükselerek ilk kez yüzde 60 eşiğini aştı.
2026'nın son 10 yılda imalat sanayinin en çok zorlandığı sene olduğunu dile getiren Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi ve Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Kamil Yılmaz, "Rakamlar bize, yaklaşık üç yıla yayılan dezenflasyon döneminde sanayi sektörünün ciddi bir darboğaza girdiğini gösteriyor" diyor.
Sanayi sektöründe maliyet baskısının en çok ücret artışları ve döviz kuru arasındaki makasın açılmaya devam etmesiyle hissedildiğini ifade eden Prof. Yılmaz'a göre, finansman maliyetlerindeki artış da üretici firmaları çok zorluyor.
Yılmaz, "Gecelik borçlanma faizi Ağustos ortasına kadar yüzde 40'tı, şimdi yüzde 37. Kredi faizleri ise yüzde 50-55 aralığında. Ağustos enflasyonu ise yüzde 31,51. İşletme sermayesini krediyle döndüren bir firmada reel faizin bu kadar yüksek olması, üretim ve stok kararlarını olumsuz etkiler" diyor.
Tüm bu nedenlerle özellikle tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun ihracat sektörlerinde kapasite kullanım oranlarının giderek düştüğünü anlatan Yılmaz, şöyle konuşuyor:
"Kapasite kapatan ve üretimini komşu ülkelere taşıyan firma sayısı artıyor. Bunlar kolay geri dönülebilir kararlar değil. Yıl sonunda ekonominin tamamında yüzde 2,5 ila yüzde 3 arasında bir büyüme oranı tutturulabilir, çünkü büyümeyi taşıyan sanayi değil. Önümüzdeki yılların üretim kapasitesi açısından asıl endişe verici olan bu. İmalatın hem millî gelir hem de istihdam içindeki payı geriliyor. Bunun literatürdeki adı erken sanayisizleşme. Türkiye, sanayileşmiş ülkelerin imalat payını zirveye taşıdığı kişi başı gelir düzeyine ulaşmadan hizmetlere kayıyor."
Sanayideki daralma, iş gücü piyasasında yüz binlerce kişinin işini kaybetmesine neden oluyor. TÜİK tarafından son yayımlanan Temmuz 2026 iş gücü verilerine göre, ülke genelinde istihdam edilenlerin sayısı bir önceki aya göre 388 bin kişi azalarak 32 milyon 362 bine geriledi. Böylece istihdam oranı 0,6 puanlık düşüşle yüzde 48,3 oldu. Aynı dönemde işsiz sayısı 150 bin kişi artarak 2 milyon 860 bine çıkarken işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,5 puan yükselişle yüzde 8,1 olarak gerçekleşti.
2021 yılında yüzde 28,9 olan sanayinin toplam istihdam içindeki payı ise 2025 sonunda yüzde 26,1 seviyesine kadar düştü. Geçen yıl Temmuz ayında 4 milyon 922 bin 630 olan sanayi sektöründeki ücretli çalışan sayısı, bu yılın aynı ayında 4 milyon 850 bin 893'e geriledi. Böylelikle sanayide yıllık gerileme yüzde 1,5 olurken çalışan sayısı da 71 bin 737 kişi azaldı.
İmalat sektöründe istihdam kaybı ise Temmuz 2024'ten beri devam ediyor. Burada istihdam kaybı aynı dönemde 77 bin 66 kişiye ulaştı ve toplam çalışan sayısı 4 milyon 494 bin 517'ye geriledi.
İstihdam tarafındaki gelişmelerin sanayideki tablonun bir yansıması olduğunu kaydeden Yılmaz, "İmalatta gördüğümüz yalnızca işten çıkarma değil; çalışma sürelerinin kısalması ve kayıt dışına kayış da söz konusu" diyor.
Peki Türkiye iş dünyası, sanayideki bu gerilemeye nasıl bakıyor?
Türkiye iş dünyasında faaliyet gösteren 31 federasyon, 341 dernek ile 7 milyon kişiye istihdam sağlayan 100 bin şirketin oluşturduğu Türk İş Dünyası Konfederasyonu'nun (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez bu soruya "Dünya yeniden sanayileşmenin yollarını ararken dezenflasyon sürecinin üretim mirasımızı aşındırması, konjonktürel bir ekonomik sorun değil, stratejik bir risk olur" yanıtını veriyor.
TÜRKONFED Başkanı Sönmez sanayi şirketlerinin azalması, üretimde rekabet gücü kaybı gibi nedenlerle üretici sektörlerde nitelikli istihdamın zayıflaması, orta sınıfın daralması, gençlerin ve kadınların iş gücüne katılımının sınırlanması ve bölgesel eşitsizliklerin sürmesi gibi risklerin ortaya çıktığını vurguluyor.
Türkiye'nin önümüzdeki dönemde İstanbul ve çevresinde yoğunlaşan sanayi üretimini Anadolu'ya yayması gerektiğini dile getiren Sönmez şu görüşleri dile getiriyor:
Haberin tamamı için kaynak bağlantısını ziyaret edin.
Kaynaklar
Türkiye Ekonomisinde Sessiz Kriz: Erken Sanayisizleşme ve Üretimin Düşüşü · Mercek akışına dön